KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13818 E., 2012/4677 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2007/292-2009/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya menşeli şirket olup, yurtdışında tescilli “VITAFIT” markasının tescili için TPE’ye yaptıkları başvuruya, davalının “FİT” ibareli marka tesciline dayanarak itiraz ettiğini, davalının bu markayı KHK'nin 42, 7 ve 14 maddeleri gereğince son 5 yıldır ciddi olarak kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının iptalini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili adına tescilli bulunan markanın tescil ettirildiği bütün emtialarda kullanıldığını, markanın ayırt edicilik niteliğini kazandığını, hükümsüzlük istenemeyeceği savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı adına 10.03.2000 tarihinde 29,30 ve 32. sınıfta tescil edilen markasındaki “FİT” ibaresinin cins belirtmediği, 556 sayılı KHK'nın 7. maddesinde belirtilen hususlara aykırılık bulunmadığı, ancak tescilli markanın 2007 yılından önce hiç kullanılmadığı, 2007 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nun 14. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasında ispat yükünün iptali istenen marka sahibi üzerinde olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira, mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır. Marka hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin lehlerinde verilen hükmün ilanını istemeleri bu nedenle mümkündür. Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiştir.
Bu durumda, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13818, K. 2012/4677, 26 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama