KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14142 E., 2012/4340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/07/2010 tarih ve 2009/829-2010/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tescil edilen 18/10/2005 tarihli ortaklar kurulu kararının amaç ve konu başlıklı 3. maddesinin danışmanlık başlığı altında 4. bendinde münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek işlere ilişkin ifadelerin kullanıldığını, 5. bendinde ise özel dedektiflik hizmetleri vermek ibaresinin yer aldığını, davalıya ait ana sözleşmedeki ifadelerin Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı olduğunu, davacı memurluğun tescile davete yönelik ihtarına rağmen bildirilen müddette davalının tescil talebinde bulunmadığını ileri sürerek, davalı şirketin unvanından ve ana sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan meşgalesinden TK 35/3 ve TST 41 madde hükümleri gereğince ilgili hususların terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şirket ana sözleşmesinin davaya konu maddesinde davalı şirketin hukuki konularda bizzat hizmet vereceğinin değil, avukat istihdamında bulunmak üzere hizmet vereceğinin beyan edildiği, Avukatlık Kanunun 35. maddesine aykırı bir durumun bulunmadığı, dedektiflik unvanının uygulamada veya ticaret unvanında kullanılmasında herhangi bir kısıtlama veya yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı, davalı şirketin faaliyet konusunun dedektiflik hizmeti olmasının ve unvanında bu ibarenin kullanılmasının yasaya ve usule aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dedektiflik ünvanının kullanılmasını kısıtlamaya ve yasaklamaya dayanak mevzuat bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dosyada bulunan Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün B.14.0.İTG.0.10.00.01./090.05.01/6336 372 sayılı yazısında dedektiflik hizmeti verilmesiyle ilgili yasal düzenleme bulunmadığı bildirilmiş,
Türk Ticaret Kanunun 48. maddesinde “Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler yapılabilir...” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda; üçüncü şahıslarda yanlış kanaat meydana gelmesine mahal verecek mahiyette ilavelerin ticaret ünvanında bulunamayacağının anlaşılmasına göre, bu hususlar değerlendirilmeksizin, yine Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı faaliyet kod listesinde dedektiflik büroları hizmetlerinin yer almasının, dedektif ibaresini taşıyan ticaret ünvanlarının ve derneklerin mevcut olduğunu belirten bilirkişi raporundaki açıklamaların kanun hükmüne rağmen davanın reddine ne derecede etkili olduğu tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14142, K. 2012/4340, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama