KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14219 E., 2012/5640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 tarih ve 2007/21-2010/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılından itibaren davalı şirketin acentesi olarak çalıştığını ancak davalının bölge müdürünün değişmesinden sonra müvekkilinin hesapları üzerinde oynama yapılmaya başlandığını ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini ardından davalının müvekkili hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek, müvekkili hakkındaki icra takibi nedeniyle 73.167,24 TL borçlu olmadığının tespitine, 15.000 TL alacak ile 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil listesinde bizzat davalı defterlerine dayandığı ve bu nedenle davalı defterlerinin incelendiği ancak davalı defter kayıtlarına göre davacının 76.051 TL borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkili ile davalı ... şirketi arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi gereğince tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirdiklerini ancak davalının bölge müdürünün değişmesi ile davalı tarafça müvekkilinin hesaplarında oynamalar yapıldığını ve ardından davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüştür.
Her ne kadar mahkemenin karar gerekçesinde, davacı tarafça delil olarak davalı defterlerine dayanıldığı açıklanmışsa da, davacı tarafça sunulan dosya içinde mevcut dava dilekçesi, delil listesi ve diğer evrak içeriğinde, delil olarak davalı kayıtlarına da dayanıldığı ancak bunun dışındaki delillerden ise sarfınazar edildiğine dair bir beyanda bulunulmadığı gibi; aksine davacı vekilince ödeme belgeleri olduğu bildirilen evrakın sunulmuş olduğu ancak söz konusu belge içerikleri değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemiz yerleşik uygulaması uyarınca, acentelik sözleşmelerinde, taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda taraflarca sigorta şirketi kayıtlarının esas alınacağına dair yapılan ve münhasır delil sözleşmesi niteliğini haiz sözleşmelerde dahi ödemeye ilişkin delillerin sunulabileceği kabul edilmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça sunulan söz konusu belgeler incelenip, gerekirse bu konuda bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle taraflar arasındaki borç ve alacak miktarının belirlenmesi ile sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14219, K. 2012/5640, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama