KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14377 E., 2012/18411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/07/2010 tarih ve 2008/384-2010/430 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının ortağı olduğu Hasvak A.Ş.'deki müvekkiline ait nama yazılı hisselerin 6 ay içerisinde davalı tarafından 400.000 USD bedelle alınması konusunda düzenlenen satış vaadi sözleşmesine aykırı davranan davalının anılan sürede ve ihtara rağmen bedeli ödeyip hisseleri devir almadığını, bu durumda sözleşmeye göre davalının satış bedeli olan zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin daha sonra hisselerini 301.520 USD bedelle devir etmesi nedeniyle zararının 98.480 USD olduğunu, ileri sürerek, şimdilik 9.000 TL'nın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin asli unsuru olan işletme ruhsatı alınamayacağının kesinleşmesi nedeniyle kesin satış yapılamadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, nama yazılı payların senede veya ilmühabere bağlanmaması durumunda bu payların devrinin taraflar arasındaki bir sözleşmeyle mümkün olacağı, taraflar arasındaki sözleşmede öngörüldüğü şekilde dava dışı şirket adına ruhsat alımının 6 aylık süreye bağlandığı ve bu süre içinde ruhsat alınmadığı takdirde davacının davalıdan bedel isteyemeyeceği, ruhsat verilmeyeceğinin 6 aylık süreden önce anlaşılması halinde ise verilen süre dolmadan dahi davalının bedel ödeme yükümlüğünün ortadan kalkacağı,
öte yandan dava açıldığı tarihte dahi dava dışı şirket adına ruhsat alınmadığı gibi, hisselerin davacı tarafından üçüncü bir şahsa devredildiği, bu durumda sözleşme gereğince davacının edimini yerine getirmesinin imkansız hale geldiği ve davalının akdin feshinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14377, K. 2012/18411, 16 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama