KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14571 E., 2012/5114 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
311 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/07/2010 tarih ve 2008/1740-2010/1638 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2001 yılında davalı şirkete işçi olarak çalışmak amacıyla başvuruda bulunduğunu ve kısa bir süre çalıştığını, daha sonra müvekkilinin davalı şirketin ortağı yapıldığını öğrendiğini, davalı ...’in sahte kimlik belgesi ile işlem yapan noter olması nedeniyle kusurlu olduğunu, davalı ...’in ise müvekkiline hisse devri yapmış görünen kişi olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine ticaret sicilindeki şirket ortağı olduğuna dair kaydın terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlar, diğer davalı ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu limitet şirket hissesini devraldığı belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı Öncü Konfeksiyon Ltd. Şti. ortağı olmadığının tespitine ve karar kesinleştiğinden ticaret sicilinden ortaklığın terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir.
1) Davacı, şirket ortağı olmadığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ... vekili ise davacının şirket ortağı olduğunu savunmuştur. Davacının ortak olmadığının tespiti talebini inceleme görevi Asliye Hukuk Mahkemesi görevi dahilinde bulunduğundan, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken uyuşmazlığın esasına girilmek suretiyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14571, K. 2012/5114, 2 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama