KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1472 E., 2010/3048 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/10/2007 gün ve 2006/140-2007/579 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.10.2009 gün ve 2008/449 - 2009/10624 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve denetimine 1.7.2002 tarihinde TMSF tarafından el konulduğunu, o tarihte yönetim kurulu üyesi olan davalıların bu görevlerinden alındıklarını, şirkette daha sonra yapılan sayımda, kayıtlarda yer almakla birlikte fiilen bulunamayan 3 adet tablonun teslimi için davalılara gönderilen 07.11.2002 tarihli ihtarnameye olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek, 3 adet tablonun müvekkiline aynen teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiş; dava sırasında davacı şirketin iflası üzerine gerçekleştirilen ikinci alacaklılar toplantısında davanın takibi konusunda masa alacaklısı Demir-Halkbank (Nederland) N.V.’ye yetki verilmesi üzerine duruşmaya gelen alacaklı (davacı) vekili önceki beyan ve istekleri aynen tekrarlamıştır.
Davalılar vekili, tüm aşamalardaki savunmalarında davanın nispi harca tabi olup verilen kesin önel içerisinde harcın ikmal edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, öte yandan davanın TTK’nun 309/4. maddesinde yazılı zamanaşımı süresinde açılmadığını, dava konusu tabloların henüz göreve dahi başlamamış bulunan müvekkillerinden oluşan yönetim kuruluna tesliminin söz konusu olmadığını, kendilerine teslim edilmeyen menkul eşyanın müvekkillerinden istenemeyeceğini, söz konusu tabloların alımı, sergilenmesi ve korunması şirketin olağan işlerinden olmakla şirket müdürleri tarafından yerine getirilmesi gerekmesine nazaran müvekkillerinin bu nitelikteki işleri takip etme olanağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalılarca temyizi üzerine Dairemizin 06.10.2005 gün ve 2005/1021-9318 sayılı kararı ile davanın nispi harca tabi bir sorumluluk davası niteliğinde olması nedeniyle kararda belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra bir karar verilmesi gereğine işaretle yerel mahkeme kararının davalılar yararına bozulmasına hükmedilmiş;
mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket envanterinde kayıtlı ve maddi açıdan oldukça değerli tabloların şirket yönetimine el konulmasından sonra yapılan sayım sırasında demirbaşlar arasında bulunmadığı, bu durumda şirketin zarara uğramış olduğunun sabit bulunduğu, bu tabloların muhafazasında davalıların özensiz davrandığı, şirketin faaliyet konusu ile doğrudan ilgili olmayan, rutin dışı bir işlemle böylesine bir koleksiyonun alınmış olmasının bile davalıların sorumluluğunu gerektirdiği,
yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulunun seleflerinin belli olan usulsüz işlemlerini murakıplara bildirmek zorunda olduğu, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına ortak olacakları, davalıların bu yolda bir davranışı ya da girişimi olmadığı ve oluşan zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davacı tarafın diğer hakları saklı kalmak koşulu ile 196.000 YTL’nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiş; bu kararın da davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.10.2009 tarihli kararında belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalılar vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1472, K. 2010/3048, 19 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama