KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14765 E., 2012/5113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2010 tarih ve 2008/694-2010/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında cam kırılması sigorta poliçesi düzenlendiğini, iki ayrı tarihte otele ait camların kırılması nedeniyle davalı şirkete başvurmalarına karşın davalının oluşan hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 102.723 TL’nın hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu camların kırılma sebebinin depremden kaynaklandığının davalı tarafça kanıtlanamadığı, ayrıca davalı tarafça ödeme yapılmama sebebi olarak bu hususun da gösterilmediği, bu nedenle davalı şirketin oluşan hasardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 25.134,49 TL’nın 18.03.2008, 77.588,51 TL’nın ise 02.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, cam kırılması sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı ... arasında cam kırılması sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigorta konusu otel camlarında meydana gelen kırılma nedeniyle davalı şirkete yaptıkları başvurunun, rizikonun teminat altında olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan ilk bilirkişi raporunda, davaya konu rizikonun oluşma nedeninin otelin bulunduğu bölgede meydana gelen depremler olduğuna ilişkin olarak görüş bildirilmiş, bu amaçla, ibraz olunan bilirkişi raporuna yöredeki depremlerle ilgili ayrıntılı dokümanlar eklenmiştir. Nitekim daha sonra alınan bilirkişi
raporunda da riziko nedenine ilişkin inceleme yapılmadığı bildirilmiş ve bu konuda ilk rapora atıf yapmakla yetinilmiştir. Bu durumda, davaya konu hasarın nedeninin yöredeki depremler olduğuna ilişkin olarak bildirilen görüşün aksini ortaya koyan bir bilgi dosya içinde bulunmadığı gibi ilk raporda yer alan ve hasar nedeninin deprem kaynaklı olduğuna yönelik görüşe ne sebeple itibar edilmediği de açıklanmış değildir.
Her ne kadar, mahkemece hasar tarihi itibari ile otelin bulunduğu bölgede deprem olmadığı belirtilmişse de, rapora ekli haritalarda yöredeki depremlere ilişkin gerekli işaretlemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, sigorta şirketi yönünden sigortalıya yapılan açıklamada hasar nedeni olarak depremin gösterilmemesinin de hasarın sigorta örtüsü altında olup olmadığının belirlenmesinde bir önemi bulunmamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davaya konu olan hasar ve hasarın sebebi olan rizikonun sigorta teminatı altında olup olmadığının tespiti amacıyla dosya içinde mevcut Cam Kırılmasına Karşı Sigorta Genel Şartları kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken değinilen gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14765, K. 2012/5113, 2 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama