KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1480 E., 2011/13995 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2006/722-2009/508 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı... isimli kişiden yaptıkları alış veriş karşılığında 60.000 TL bedelli 4 adet çek aldığını ve çeklerin karşılıksız çıktığını, bunun öncesinde davalı bankaya telefon ederek çek keşidecisi hakkında bilgi aldığını ve olumlu cevap verildiğini buna karşın çek keşidesi olan...’ın gerçek... olmadığının anlaşıldığını, davalı bankanın sahte kimlikle işlem yapan bu kişiye çek karnesi vermesi nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 7.000 TL’nın davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 30.000 TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, incelenen deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı bankanın yasanın öngördüğü tüm belgeleri kontrol ettiği ve kusurunun bulunmadığı, davacının çek keşideci ve cirantalara başvurarak yasal yolları tüketmesi gerekirken bunu kanıtlayamadığı, davalının kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sahte kimlik fotokopisi karşılığında çek karnesi veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Somut olayda, banka tarafından hesap açılırken nüfus cüzdanı aslının istenmediği ve adres araştırması yapılmadığı, davacının da ticari ilişkide bulunduğu kişinin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırmadığı ve bu suretle özenli davranmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti gerekirken yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 – Öte yandan, mahkemece davacı ... tarafından açılan davanın, eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği halde birleşen bu dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1480, K. 2011/13995, 17 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama