KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14944 E., 2012/5204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Keşan Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2010 tarih ve 2009/388-2010/968 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalanan işyerinin davalıya ait pis su tesisatının patlaması nedeni ile gördüğü zararın müvekkilince sigortalıya ödenerek haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 901,50 TL'nin, ıslah dilekçesi ile 1.803 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının haklı olduğu, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı ...’nin Su ve Kanalizasyon İşletme Müdürlüğü’nün bakım ve onarımından sorumlu olduğu su borularının patlaması sonucu sızan suların davacının sigortalısı olan iş yerinde hasara neden olduğu maddi olgusuna dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu`nun 14 nci maddesi uyarınca, su ve kanalizasyon hizmetleri belediyelerin görevleri arasındadır. Belediyenin bu zorunlu kamu görevi dolayısıyla meydana gelen zararlar, hizmet kusuru sonucu doğmuş olacağından, tazminat davasının davalı bakımından çözümlenme yeri, idari yargı mercidir. Zira, kamu hizmetini görmekle yükümlü olan davalı idare, kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Davacının iddiası, hizmet kusurundan kaynaklanan zarara ilişkin olup, böyle bir davanın, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2 nci maddesi hükmü uyarınca davalı idare aleyhine tam yargı davası olarak açılması gerekmektedir. O halde, mahkemece, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14944, K. 2012/5204, 3 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama