KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15144 E., 2012/6154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2009 tarih ve 2008/84-2009/310 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 20, 24 (01-08), 27 (01-04). sınıfta yer alan ürünler yönünden "Viscoform" ibaresinin marka olarak tescili için TPE'ye yaptığı başvuruya, müvekkilinin "Form" unsurlu tescilli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın YİDK kararıyla reddedildiğini, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin müvekkiline ait markalardaki mal ve hizmetlerle ilişkili olduğunu, markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, davalı şirketin amacının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, tescil edilmiş ise markanın hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı vekili, başvuru konusu markada yeralan "Visco" tabiriyle ilgili bir çok seri marka başvurusunda bulunduğunu, bu markalar altında vücut ısısına ve ayırlığına duyarlı yataklar üretildiğini, davacı tarafından benzerlik iddias ileri sürülen "Form" ibaresinin kendi markalarıyla tamamen farklı mal ve hizmetleri kapsadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "Form" ibareli davacı markaları ile davalı başvurusuna konu "Viscoform" ibareli markanın karşılaştırılmasında, ortalama tüketicinin bakış açısına göre, markalar arasında bütüncüllük ilkesi bakımından benzerlik bulunmadığı, ayrıca tescil kapsamındaki ürünlerin de tamamen birbirinden farklı olduğu, bu nedenle davacı markalarının KHK 8/1-b maddesi anlamında karıştırılması tehlikesine maruz kalmadığı,
davacı markalarının tanınmış marka olduğu varsayılsa bile başvuru konusu markanın tescilinin davacı markalarından haksız yarar sağlamayacağı, itibarına zarar vermeyeceği ve ayırt edici karakterlerini zedelemeyeceği, iltibasa yol açacak şekilde haksız kullanımın söz konusu olmadığı, semantik açıdan çok genel bir anlamı olan ve ticarette herkesin kullanımına açık bir ibarenin kullanımının belirli bir kişinin tekeline verilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15144, K. 2012/6154, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama