KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15152 E., 2012/6322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.07.2010 tarih ve 2010/178 - 2010/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Lübeck Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17 O 270/07 numaralı dosyasında verilen 13/06/2008 tarihli kararının ve usulüne uygun olarak onaylanmış tercümesinin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye'nin çekince koyduğunu, tenfizi istenen kararın davalıya tebliğ edilmediğini, yabancı mahkeme kararının kanuna karşı hile suretiyle elde edildiğini, Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfiz şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiği, TTK'nun 329 ve 405. maddelerinin gerek iç hukuk ve gerekse MÖHUK'nun madde 38/c bendi hükümleri gereğince kamu düzeninden olduğu, mahkemenin gıyapta verdiği dava ve tenfize konu kararın tebligat hukuku açısından davalının savunma hakkını kısıtladığı, MÖHUK'nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken,
ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15152, K. 2012/6322, 18 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama