KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15359 E., 2011/2524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.05.2008 gün ve 2007/118-2008/189 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.05.2010 gün ve 2010/2877-2010/4741 sayılı kararı aleyhinde davacılar tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'in davalı kooperatifin 05 ve 84, ...'nın 18 numaralı ortaklıklarının sahibi olduğunu, haklarında verilen ihraç kararları kesinleşmeden müvekkillerinin yerine yeni ortaklar alındığını, genel kurul toplantılarına çağrılmadıklarını, 1999, 2000 ve 2001 yılı genel kurul kararları ile şerefiye hesaplarının müvekkillerine bildirilmediğini, 18.10.1999 tarihinde yapılan kur'a çekimine çağrılmadıklarını, genel kurulda alınan ihraç kararlarının tebliğ edilmediğini, ihraca esas ihtarnamelerin gerçek borç durumunu yansıtmadığını, esasen ihraç kararlarının hayali 86,
87 ve 88 numaralı ortaklıklarla ilgili olarak alındığını ileri sürerek, 1999 ve 2000 yılı genel kurul kararlarının, 18.10.1999 tarihinde yapılan kur'a çekiminin, 06.04.2003 tarihli genel kurulda alınan hayali 86, 87 ve 88 numaralı ortaklıklarla ilgili ihraç kararlarının ve müvekkillerinin yerine alınan 3. Şahıs ortaklıklarının iptalini, müvekkili ...'in 5 ve 84 numaralı, ...'nın 18 numaralı ortaklık haklarının devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul kararlarının iptali davasının 1 aylık hak düşürücü süresi içinde açılmadığını, davacıların ihraç kararının iptali için açtıkları davanın kasıtlı olarak müvekkilinin adresinin yanlış gösterilmesi nedeniyle geç öğrenildiğini ve ihraç kararlarının kesinleştiği düşünülerek davacıların kur'a çekimine çağrılmadığını, davacıların banka aracılığıyla yatırdıkları paraların bloke edildiğini ve sonradan da davacılar tarafından çekildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Vakıflar Bankası A.Ş. vekili, 30.10.2007 tarihli dilekçe ile davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait 10.07.2006 tarihli ilama dayanılarak, davacıların 1999 ve 2000 yılı genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali için açtıkları davanın süresinde olmadığı, 17.10.1999 tarihli genel kurulda alınan kur'a çekimi kararının iptali için dava açmaları mümkün iken açmamaları ve kur'a işleminin batıl olduğuna dair bir iddiada bulunmamaları gözetildiğinde, davacıların kur'a çekiminin iptali hakkındaki taleplerinin de haksız olduğu, davacıların ihraç işlemlerinin usul ve yasaya uygun bulunduğu gibi ihtarnamelerde belirtilen borcun davacılar tarafından ödenmediği,
davacıların 5 yıl 4 ay süreyle hiç aidat ödemedikleri gibi kooperatifçe bloke edilen paralarını da geri aldıkları, bir ortağın diğer bir ortağın ihracı için dava açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacılar karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacıların HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15359, K. 2011/2524, 10 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama