KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15535 E., 2012/6114 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2010 tarih ve 2009/542-2010/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafından sağlık sigorta poliçesi ile sigortalandığını ve 28.03.2006 tarihinde yapılan ameliyat masrafının davalıdan talep edildiğinde ödenmediğini ileri sürerek, 15.609,01 USD ameliyat giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 27.04.2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigortası poliçesine dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin New York’ta bulunduğu süre içinde rahatsızlandığını ve hastanede tedavi olduğunu ancak tedavi giderlerinin davalı ... şirketi tarafından karşılanmadığını ileri sürerek, işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK nun 1290.maddesi gereğince, sigortalı, teklifname ve bunu tamamlayan belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden hususlardan kendisi tarafından bilinenleri beyan etmekle yükümlüyse de bu konuda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince sigortalının beyan etmediği rahatsızlığının belirli bir doktor teşhisine dayalı olması, bir başka anlatımla hastalığa tıbbi olarak tanı konulmuş olması gerekmektedir (Dairemizin 25.02.1993 gün ve 1991/7769 E – 1993/1236).
Aksi yöndeki uygulama somut olayda olduğu üzere belirsizliğe ve sübjektif yorumlara neden olabilecektir. Bu durumda mahkemece, davacının sigorta poliçesinin tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15535, K. 2012/6114, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama