KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15725 E., 2012/19594 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/02/2010 tarih ve 2004/783-2010/50 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.11.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin müvekkilinin kardeşi olan diğer davalı ile eşi ve çocukları tarafından kurulduğunu, 05.03.1997 tarihinde davalı taraf ile gayri resmi olarak %50 ortak olan dava dışı kişilerden bu payları ve payların karşılığı makine parkını satın alan müvekkilinin %50 ortak olduğunu, 12.03.2001 tarihinde ortaklıktan ayrılan müvekkiline hiçbir kâr payı verilmediğini ileri sürerek, 44.230,51 TL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “hiçbir yazılı anlaşma ve şirket kaydına dayanmayan ortaklık iddiasının yasal geçerliliği bulunmadığından kabul görmemesi doğru ise de, davacının davalı tarafla bir tür adi ortaklık ilişkisi içerisinde kendi olanaklarının da katkısı ile sağlanan iş makinelerini ve kişisel emek-çabasını koyarak davalı şirketin aldığı inşaat ihalelerinin yürütülüp sonuçlandırılmasında hizmet verdiği,
bundan dolayı elde edilen şirket kazançları üzerinde hak sahipliği iddiasına ilişkin bulunması nedeniyle, ilişkinin adi ortaklık veya hizmet sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalı ile birlikte adi ortak olarak çalıştıkları dönemde şirketin özsermaye artışının 88.461,02 TL olduğu, bunun %50’sinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15725, K. 2012/19594, 30 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama