KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15788 E., 2012/7196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.11.2009 tarih ve 2007/750-2009/715 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı Bank Asya A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı kredilere karşılık teminat olarak verdiği ipoteklerin davalı banka müdürünün keyfi uygulaması nedeniyle geç olarak fek edilmesi ve bu sebeple teminat veremediklerinden başka bankalardan da kredi alamamaları nedeniyle zarar uğradıklarını, ayrıca müvekkilinin bankadaki hesabında para bulunmasına rağmen müvekkiline ait çekin yetersiz bakiyeye sahip olduğunun belirtilmesi üzerine çekin arkasına karşı banka tarafından karşılıksız kaşesinin yazılmasından dolayı da ticari itibarlarının zedelendiğini ileri sürerek, şimdilik 15.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bank Asya vekili, davacının bankadaki çeke bağlı hesabında yetersiz bakiye olduğundan takas saati bitiminde karşı banka tarafından çekin arkasının karşılıksız olarak yazıldığını, davacının çek karşılığını bankadaki diğer hesabına göndermiş olduğunun anlaşılması üzerine çekin aslının bankaya iade edilmesiyle düzeltme yapıldığını, ipoteklerin de geç fek edildiğine ilişkin iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., banka müdürü olarak sorumluluklarının Bankalar Kanunun çerçevesinde yerine getirdiğini, haksız bir eylemi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmede bankaya teminat isteme serbestisinin tanındığı, her ne kadar 59.668 TL kredi borcuna karşılık 395.000 TL ipotek kurulması dürüstlük kuralına uygun değilse de, ipoteğin geç fek edilmesi nedeniyle davacının zararı oluştuğu iddiasını kanıtlayamadığı, ancak çekle ilgili olarak bankanın çek karşılığının davacının diğer hesaplarında olup olmadığını araştırması ve müşteri ile temasa geçmesi gerekirken 07.09.2010 tarihinde takas saati geçtikten sonra bu incelemeleri yaparak aynı gün çekin ödendiği, daha sonra da çekin sehven yazıldığını bildirerek 01.10.2007 tarihinde düzeltmede bulunduğu, bankanın gerekli
incelemeyi yapmaması nedeniyle davacının maddi zararı bulunduğu ispatlanmasa da kısa süreli prestij kaybına uğradığı, davalı ...’ın haksız fiil teşkil eden kişisel bir kusuru bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine, davalı banka yönünden maddi tazminat isteminin reddine, 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı banka vekil temyiz etmiştir.
1) Davalı Bank Asya A.Ş. vekilince, HUMK'nun 433. maddesi uyarınca katılma yolu ile karar temyiz edilmiş olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesi mümeyyiz davalı vekiline 19/07/2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince HUMK’nun 433/2.maddesinde yazılı 10 günlük süre geçirildikten sonra 12.08.2010 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulmuştur. Bu durumda HUMK'nun 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davalı Bank Asya A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15788, K. 2012/7196, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama