KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15882 E., 2012/6910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2010 tarih ve 2010/79-2010/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Datça’dan İstanbul’a gitmek üzere davalı şirketin otobüsüne binmiş olduğunu, laptop ile saç düzleştiricisini oturduğu koltuğun üzerine koyduğunu, müvekkilinin bu eşyalarının otobüse binen bir şahıs tarafından alındığını tahmin ettiğini, 4077 sayılı yasaya göre yolcuların can ve mal güvenliğinin davalı şirkete ait olduğunu ileri sürerek eşyaların bedeli olan 2.240,00-TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, TTK.’nun 786/2.maddesine göre “Taşıyıcı kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya, para, kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve ziyaından mesul olmaz” dendiğini, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davacının kaybettiğini iddia ettiği eşyaları davalı şirkete yetkililerine beyan etmemiş olduğu, TTK.’nun 786./2. maddesine göre davalı şirketin sorumluluğunu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Somut olayda dava 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayalı olarak açılmış ve Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak sonuçlandırılmıştır.
Oysaki taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen taşıma ilişkisinden kaynaklanmakta olup, anılan Kanun’un 4 ncü maddesinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağının belirtilmiş bulunmasına göre davaya konu uyuşmazlıkla ilgili davada görevli mahkeme dava olunan şeyin miktar veya değerine göre sulh veya asliye hukuk (ticaret) mahkemeleridir.
Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre davanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girmemesine rağmen yazılı şekilde Tüketici Mahkemesi sıfatı ile görülmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacının uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15882, K. 2012/6910, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama