KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15960 E., 2012/6118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
605 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/06/2010 tarih ve 2000/435-2010/356 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Kızıltepe şubesinde hesabının bulunduğunu, şirketin yetkilisi Mehmet Mihdi Bilik olduğu halde yetkili olmayan ... ve ...'e usulsüz ödemeler yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin haksız ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, 12.05.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 54.061,90 TL'nin dava tarihi olan 29.03.2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, Kızıltepe şubesine karşı açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan anasözleşme gereği ...'in her türlü işlemi yapmaya yetkili olduğunu, davacı şirket yetkililerinin davadışı kişilerin yaptıkları işlemlerden sonra defalarca işlem yaptıklarını ve davadışı kişilerce yapılan işlemlere icazet vermiş sayılacaklarını, buna rağmen dava açılmasının iyiniyetli bir girişim olmadığını, 23.02.1998 tarihli yetki belgesi ile ...'in para çektiğini, şirket temsilcisinin bilgi ve talimatı ile bu işlemlerin yapıldığını, dekontlarda ...'in imzasının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, imzasız yapılan işlemlerle ilgili davacının istihdam ettiği personelin seçimi ve çalışmalarında gereken titizlik ve dikkati göstermediği, yetkisiz işlem yapan şahsın davacı şirket ortaklarının akrabası olduğu, yapılan işlemin bir defaya mahsus olmaması, bir yılı aşkın bir süredir devam etmesi ve davacının bu süre zarfında hesaplarını denetlememesi nedeniyle %60 oranında kusurlu olduğu, davalının ise usulsüz ödemeler nedeniyle %40 oranında kusurunun bulunduğu, 23.02.1998 tarihli yetki belgesindeki imzanın davacı temsilcilerine ait olmadığı,
20.322 TL asıl alacak, 10.274,37 TL işlemiş faiz olmak üzere 30.596,37 TL'den davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.596,36 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan, dava dışı ... ve ...'in şirket yetkili temsilcisi olduklarına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, yetkili olmayan kişilere yapılan ödemeler nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davalının davacı şirket hesabından yetkisiz kişilere ödemeler yaptığı sabitse de, ödeme yapılan kişilerden ...'in şirket ortağı, ...'in ise şirket yetkililerinin akrabası olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı yetkisiz kişilere yapılan ödemelerden sonra şirketin yetkili temsilcilerine de ödemeler yapıldığı belirlenmiştir.
Davalı vekili, dava dışı kişilere yapılan ödemelerden sonra davacı şirket yetkililerinin de para çektiklerini, dolayısıyla dava dışı yetkili olmayan kişilerce para çekildiğini öğrenmelerine rağmen itirazda bulunmayarak bu işlemleri benimsediklerini savunmuştur.
O halde mahkemece, davalının bu savunması da gözönünde bulundurularak, davacı şirket adına yetkileri olmadığı halde para çeken ... ve ...'in para çekme işlemlerinden sonra bankada bizzat işlem yapan ve para çeken şirket yetkililerinin dava dışı yetkisiz kişilerce para çekildiğini öğrenip öğrenmediklerinin tespit edilmesi, bu amaçla, ...'in şirket ortağı ve ...'in şirket yetkililerinin akrabası olması da dikkate alınarak,
çekilen paraların şirket adına çekilip çekilmediğinin ve şirket kasasına girip girmediğinin belirlenmesi için şirketin defter ve belgelerinde kayıtlarının bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15960, K. 2012/6118, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama