KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16003 E., 2012/6881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
745 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2009/41-2009/836 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf .vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalılardan Say Polymers B.V. şirketi lehine diğer davalıların kefaletiyle kullandırılan ithalat akreditifi kredisine istinaden davalı şirket tarafından fiili ithalatı gerçekleştirilmiş 8 adet işlemle ilgili olarak toplam 3.576.530,93 USD için müvekkili bankanın kesin ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, kesin ödeme yükümlülüğü altına girilmiş olan gayri nakdi kredilerin teminatlandırılması, aksi takdirde bedellerinin depo edilmesi talebini içeren ihtarnameye karşı davalıların itirazda bulunduklarını ileri sürerek,
müvekkili bankanın kesin olarak ödeme yükümlülüğü altına girdiği 8 adet işlemle ilgili toplam 3.576.530,93 USD’lik akreditif bedelinin müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta döviz olarak depo edilmek üzere davalılardan tahsiline, sözkonusu akreditif bedellerinden birinin müvekkili bankaca ödenerek nakde dönüşmesi halinde faiz ve gider vergisiyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu akreditifin vadeli olup, vadelerinin henüz gelmediğini, dolayısıyla müvekkilleri tarafından vadesi geçirilmiş yani temerrüde düşülmüş bir borcun olmadığını, ancak davacının istemi üzerine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması için müvekkilleri tarafından alacağın tamamını karşılar nitelikte teminat mektubu sunulduğunu, bu suretle davaya konu depo talebinin fiili olarak yerine getirilmiş bulunduğunu, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların acz içinde bulunmadıkları, buna ilişkin iddiaların yerinde olmadığı, yargılama sırasında kredi borcunun ön görülen taksitlere ilişkin vade tarihlerinde, zamanında ve bütünüyle ödenip borcun kapatıldığı,
herhangi bir somut veri yokken bankanın ek teminatlar sağlamak üzere ihtiyati haciz kararı almasının ahde vefa prensibine aykırılık teşkil ettiği, bankanın sözleşmenin kendisine verdiği hakkı kullanırken M.K.’nun 2. maddesindeki objektif iyiniyet ve hakkın kullanılmasının suistimal edilmemesi kurallarına aykırı hareket ettiği, davacı bankanın davalılardan dava aşamasındaki ödemelerle tüm alacağını tahsil etmiş olduğu, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı bankanın davalılar yararına kesin olarak ödeme yükümlülüğü altına girdiği toplam 3.576.530,93 USD’lik akreditif bedelinin banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta döviz olarak depo edilmek üzere davalılardan tahsili, akreditif bedelinin ödenerek nakde dönüşmesi halinde ise faiz ve gider vergisiyle birlikte davalılardan tahsili istemlerine ilişkin olarak açılan davada mahkemece konusuz kalan dava hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ancak davasında haksız olduğu sonucuna varılan davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Davada bankanın kesin olarak ödeme yükümlülüğü altına girdiği ithalat akreditif bedelinin depo edilmesi istenilmiş olup, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin davaya konu ithalat akreditifi kredisine ilişkin düzenlemeyi içeren 23. maddesinde bankanın akreditiflerin teminatı olarak talep edeceği bir miktarı bloke bir hesaba yatırtmaya yetkili olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı bankanın ödeme yükü altına girdiği borca ilişkin yaptığı değerlendirmeler sonrasında davadan önce davalılara gönderdiği ihtarname ile kullandırılan ithalat akreditif kredilerini teminen bankaca kabul görecek teminatların verilmesini aksi halde akreditif bedelinin bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinin istendiği,
ancak bu istemlerin davalılar tarafından kabul edilmediği anlaşılmıştır.Davacı banka davalıların ihtarname gereğini yerine getirmemesi üzerine işbu davayı açmış olup, davaya konu istemlerin taraflar arasındaki akdi ilişkiye uygun bulunup, davanın hakkın kötüye kullanılarak açılmış olduğu sonucuna varılmasını gerektirecek somut bilgi,
belge ve delillerin de mevcut olmaması karşısında davanın haklı bir isteme dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.Bu durumda konusu kalmadığından esasa ilişkin hüküm tesis edilmeyen davada dava açılmasına sebebiyet veren davalıların yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın haksız olduğu, davacının hakkını kötüye kullandığı yönündeki yerinde olmayan gerekçeye dayalı olarak davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16003, K. 2012/6881, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama