KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16007 E., 2012/6541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/07/2010 tarih ve 2009/475-2010/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paraların internet bankacılığı yolu ile müvekkilinin izzet ve bilgisi dışında başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, yapılan inceleme sırasında para transferi yapıldığı gün müvekkiline ait cep telefonunun davalı ...Ş. acentesi olan şirket aracılığı ile çalıntı olduğu beyan edilerek konuşmaya kapatıldığını ve sahte nüfus cüzdanı ile yeni bir sim kartı alındığının öğrenildiğini, bu şekilde ortaya çıkan zarardan her iki davalının da sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 15.242,90 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili, müvekkili bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zararın kendi kusurlu davranışı ile meydana geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu olayın müvekkili şirketin bilgisi dışında meydana geldiğini, davacıyı dolandıran kişilerin sahte nüfus cüzdanı kullanmak suretiyle sim kart değişikliği yapan şirketi aldattıklarını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeniyle davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı bankanın teknolojik eksikliklerinin olayın doğmasına sebep olduğu, bu nedenle davalı bankanın oluşan zarardan sorumlu olduğu,
diğer davalının ise kendi acentesinin yeni sim kart talebini değerlendirirken sim kart talebinde bulunan kişinin ibraz ettiği kimliğin gerçek kart sahibine ait olup olmadığı hususunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.950 TL tazminatın olay tarihi olan 09/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı Yapı Kredi Bankası vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2 - Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı ...Ş’nin de kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar, aslında diğer davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir.
Davacı talebini, akidi davalı bankaya yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı ...Ş’nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduatı saklamakla yükümlü, bu davalının eylemi ile zarar gördüğünü ileri süren davalı bankaya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı ...Ş’ye husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişi yahut kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut vadesiz hesabından yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalılardan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda olayın ne şekilde gerçekleşmiş olduğu konusunda somut bir değerlendirme ortaya konulamamış ise de raporun bütünü ve dosya kapsamından zarara yol açan dolandırıcılık eyleminin bizzat davacıdan elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde, internet üzerinden işlemlerin yapıldığı günden iki gün önce bu işlemlerde kullanmış olduğu ve anlaşıldığı üzere kişisel bilgilerinin de kayıtlı bulunduğu telefonunun sim kartının bloke olmasına rağmen davalı bankayı uyarmayarak kayıtsız davrandığı ve bu nedenle de aslında davalı banka üzerinde ortaya çıkan zararlı sonuçta müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Davacının söz konusu müterafik kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın, bir diğer deyişle davalı bankanın davacı alacağından mahsup edebileceği miktarın belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken, davalı banka hakkındaki davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması kanımca yerinde olmamıştır.
Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun diğer davalı hakkındaki bozma gerekçesine iştirak etmekle birlikte davalı banka hakkındaki kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16007, K. 2012/6541, 20 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama