KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16158 E., 2012/6081 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/06/2009 tarih ve 2007/235-2009/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılara ait iş yerinden sızan suların müvekkil şirkete yangın işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı iş yerine 05.09.2005 tarihinde hasar verdiğini, 9.582,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalılar hakkında başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, sigortalı iş yerine sızan suyun müvekkilinin iş yerine ait olmayıp apartmanın patlayan ana borusundan geldiğini, sorumluğunun tüm kat maliklerine ait olduğunu savunarak davanın husumetten reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinden 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda hasara sebep olan olayın tespit edilemediğinin bildirildiği, davalıların bürosunda bulunan musluğun akşamdan açık bırakılması sonucu suyun taştığı şeklindeki tutanakta adı geçen tanıklara ulaşılamadığı, davacının bu tanıkların dinlenmesinden vazgeçmiş olduğu ve bu tutanağın başlı başına delil olarak kabul edilemeyeceği, polis tutağında suyun nereden ve ne şekilde ortaya çıktığı yönünde her hangi bir tespit olmadığı, davacı vekilinin davalı ... (...) hakkındaki davayı atiye terk ettiği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın ispatlanamadığından reddine, diğer davalı hakkındaki dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, 26.05.2009 tarihli celsede, davacı vekilinin, davalıların bürosundaki suyun açık bırakıldığına dair düzenlenen tutanakta adı geçen imza sahipleri olan ... ve ...’ün dinlenmesinden vazgeçtiğinden tutanağın başlı başına delil olmadığı kabul edilmiştir.
Ancak, olayla ilgili olarak düzenlenen 05.09.2005 tarihli diğer tutanak da dosyaya delil olarak sunulmuş olup, bu tutanak mümzilerinin tanık olarak dinlenmesinden vazgeçilmediğine göre, tutanak mümzileri ..., ... ve ...’ın da tanık olarak çağrılmak suretiyle dinlendikten sonra, ekspertiz raporunun da tutanak mümzileriyle görüşme yapılarak düzenlendiği gözetilerek, tutanak mümzilerinin beyanlarının ekspertiz raporuyla birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16158, K. 2012/6081, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama