KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16212 E., 2011/462 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2008 tarih ve 2006/444 - 2008/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı birliğin üyesi olduğunu, davalı birlikle yapılan 23.09.1996 tarihli Arsa Tahsis Ön Protokolü gereği 37.500,00 TL karşılığında 150 konutluk 30.000 m2 tarlanın tahsis edileceğinin kararlaştırıldığını, 24.07.2001 tarihinde 12.748 m2'lik arsanın tapusunun devredildiğini, tahsis yapılan arsanın bulunduğu bölgede yoğunluklu olarak 125 m2'lik daire yapıldığını, yapılan hesaplamada 148,89 daire sığdığını ileri sürerek, şimdilik 14.430,00 TL asıl, 24.470,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 38.900,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 15.853,00 TL asıl, 30.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 45.853,00 TL'nın tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya tahsis edilen taşınmaz tarla olarak değerlendirildiğinde 35.000 m2'ye tekabül ettiğini, 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya tahsis edilen taşınmazın 1/10.000 ölçekli uygulama planının 20.01.2000 günü kesinleştiği ve plan değişikliğinin yapılmadığı, davacıya tapu devrinin ise 24.07.2001 tarihinde yapıldığı, bu durumda davacının arsayı imar durumunu bilerek devraldığı, taraflar arasındaki Arsa Tahsis Ön Protokolünde tarla vasfında taşınmaz sözkonusu olduğu, hiçbir zaman kesinlik taşıyan ve birebir uygulanması gereken sözleşme olmadığı, devir sırasında taşınmazın yüzölçümünün belirli olduğu,
tapu kaydında belirli olan kadar yerin mevcut olmadığı iddia edilmediğine göre BK'nun 215. maddesinin uygulanmasına gerek bulunmadığı, davacının taşınmazı bilerek devraldığı, ortada bölünebilir bir edim sözkonusu olmadığından bu eksikliğin sonradan giderilmesinin istenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalının satış vaadi ile üstlendiği ve davacının tapudaki devir işlemi ile kabul ettiği taşınmazın devrini sağlamakla edimini yerine getirerek borcundan kurtulduğu, dolayısıyla artık bir eksiklikten söz ederek üst birlikten talepte bulunmaya, ayıp hükümlerine dayanmaya da olanak bulunmadığı,
kaldi ki, tapuda devir işleminin 24.07.2001 tarihinde yapılmış olması, davanın 18.08.2006 tarihinde açılması nazara alındığında BK'nun 207. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve bilgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar kooperatif üst birliği ile ortağı kooperatif arasındaki uyuşmazlıklarda BK'nun 126. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımının uygulanacak olması nedeniyle, BK'nun 207. maddesine ilişen mahalli mahkeme gerekçesi yerinde değil ise de, mahkemenin yerinde bulunan diğer gerekçelerine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16212, K. 2011/462, 20 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama