KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/163 E., 2011/17695 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
735 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2007/152-2009/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13/12/2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili “BROWNİ” ibaresinin kek emtiası için cins bildiren bir kelime olmasına rağmen davalının adına ETİ BROWNİ,BROWNİ VE BROWNİ GOLD ibarelerini 29,30 ve 32.sınıflarda tescil ettirdiğini ve bu tescillere dayanarak davacıların bu ibareyi cins ismi olarak kullanmasını engellemeye çalıştığını ileri sürerek davalıya ait 2000/3884 sayılı ve BROWNİ ibareli markanın hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Türkiye'deki ortalama alıcılar yönünden bu ismin bir kek cinsi olarak bilinmediği,ibarenin müvekkilince tanınmış hale getirildiği,davacıların uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre markanın ilk tescil edildiği tarih ve sonrasında 2000'li yıllara kadar BROWNİ kelimesinin ortalama tüketici seviyesinde bir kek cinsi olarak bilinmediği,başlı başına kelimenin davalının çalışmaları neticesinde ayırt ediciliğinin sağlandığı,kelimenin ETİ'den bağımsız olarak marka değeri taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli 2000/3884 sayılı ''BROWNİ'' markasının hükümsüz kılınması istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (c) bendinde, ticaret alanında cins, çeşit , vasıf, kalite ... belirten veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği öngörülmüş, söz konusu mutlak red nedeninin istisnası olarak da aynı KHK'nin 7/son maddesi gereğince kullanımla ayırt edicilik kazandırılmış ise 7/1- (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescil başvurusunun reddedilemeyeceği ve 42/son fıkrasına göre de tescilin hükümsüz kılınamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu genel açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı tarafça dava konusu markanın tek ve esaslı unsurunu oluşturan '' BROWNİ '' ibaresinin bir kek cinsi olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2000/3884 sayılı markanın hükümsüzlüğünü istemiştir.
Mahkemece, davalı adına 1986 yılından itibaren tescilli olan '' ETİ BROVNİ '' markasının kullanımına dayalı olarak esasen bir kek cinsi olan '' BROWNİ '' ibaresinin kullanıma ayırt edici hale getirilmek suretiyle, dava konusu 2000/3884 sayılı markanın tek ve esaslı unsuru olarak tescilinin mümkün hale getirildiği ve bu kullanım sonucu 556 Sayılı KHK'nin 42/son fıkrası uyarınca hükümsüz kılınamayacağı görüşü açıklanmış ise de, 556 Sayılı KHK'nin 7/son ve 42/son maddeleriyle getirilen istisnadan yararlanılabilmesi için,
dava konusu ibarenin davacı adına tescilli diğer markalardan bağımsız bir şekilde kullanılması suretiyle ayırt edici nitelik kazandırılması zorunludur. Oysa dosya içerisindeki delillerden davalı kullanımının 1986 tarihinde tescilli olan '' ETİ BROVNİ '' markası şeklinde olduğu anlaşılmakta olup, bu husus esasen mahkemenin de kabulündedir.
Bu durumda dava konusu 2000/3884 sayılı markanın tek ve esaslı unsurunu oluşturan ve bir kek cinsi olan '' BROWNİ '' ibaresinin davalının diğer markalarından bağımsız olarak kullanılmak suretiyle ayırt edici hale getirildiğine ilişkin mahkemenin red gerekçesi isabetli değildir.
Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 42/1 - ( a ) bendine dayalı hükümsüzlük davasında tanınmış markalar için getirilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin diğer markalar yönünden de uygulanacağına dair Dairemizin 08.04.2002 tarih 10860/3275 Sayılı kararı uyarınca, somut uyuşmazlık bakımından da hükümsüzlük davasının dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir.
Dava konusu markanın , marka siciline tescil tarihi ile 11.04.2007 olan dava tarihi arasında 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Her ne kadar kötü niyet halinde hükümsüzlük davası hak düşürücü süreye tabi değilse de 556 Sayılı KHK'nin 7/ 1 -(a), (c ) ve (d) bentlerine göre mutlak red nedeni oluşturan işaretlerin koşulların varlığı halinde, aynı KHK'nin 7/son fıkrasına göre tescilinin reddedilemeyeceği ve 42/son fıkrasına göre de hükümsüz kılınamayacağına dair istisna hükümleri ve davalının 1986 tarihinden itibaren tescilli olan ''ETİ BROVNİ '' markasının bulunduğu da dikkate alındığında, somut uyuşmazlık bakımından , böyle bir işaret için marka tescil başvurusu yapılması kötü niyetli davranış olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle, hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren öngörülen (5) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken kararda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca açıklanan değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/163, K. 2011/17695, 28 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama