KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16588 E., 2011/4870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2011
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2008 gün ve 2007/39-2008/31 sayılı kararı bozan Daire’nin 11.05.2010 gün ve 2008/10168-2010/5221 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1973 yılından beri "PINAR" markasını süt ve süt ürünlerinde kullanarak faaliyet yaptığını, 1975 yılındaki ilk marka tescilini en son 1995 yılında yenilediğini, 1998 tarihinde tescilli diğer markalarının da aynı ibareyi taşıdığını, 1973 yılından beri yoğun tanıtım faaliyeti yapıldığını, unvan nedeniyle de koruma altında olduklarını, 1992 tarihli mahkeme ilamında, 1982 yılı itibariyle markanın tanınmışlığının belirlendiğini, 1998 yılında TPE Başkanlığı'nın da bu yönde karar aldığını, davalılardan Ali'nin ciddi kullanma amacı olmadan ilk kez 1989 yılında "PINAR" ibaresini tescil ettirip,
1999 yılında yenilediğini, diğer davalı şirketin ise, Ali'den 2005 yılında lisans alarak, davacı markasının tanınmışlığından yararlanmak için "ALGARİ" markası yanında "PINAR" markasını kullandığını, internet sitesinde delil tespiti ile belirlenen kullanım şekillerinden, tanıtım ve reklam ifadelerinden bunun anlaşıldığını, "Pınar" markasını davalı şirketin tescil edilen şekli dışında kullandığını ve müvekkili markasının tescil edilen şekil logolarını, renklerini de kullandığını, iltibas yaratarak tüketiciyi yanılttıklarını ileri sürerek,
davacının marka ve unvan hakkına tecavüz eden davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini ve durdurulmasını, bunun oluşturduğu maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, davalı ... adına tescilli olan ve diğer davalının lisans sözleşmesi ile kullandığı "PINAR" markasının hükümsüzlüğü ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, Ali adına ilk tescilin 1978 yılında yapıldığını ve kullanıldığını, davacının 5 yıllık dava açma süresini geçirdiğini, davacının sonradan tanınmışlığının, davalının eskiye dayalı kullanımlarına ve tesciline engel olmaması gerektiğini davacı markasına benzer tarzda kullanımda bulunmadıklarını Algari A.Ş.'ne husumet yöneltilemeyeceğini, markaya tecavüz haksız rekabet eylemlerinin bulunmadığını savunarak, kötüniyetle açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...'nin 1989 yılında tescil ettirdiği markasının 1978 yılında ilk tescilini yaptırdığı, davacı markasının 1982 yılında tanınmışlığını tespit eden 1992 tarihli mahkeme ilamı ve TPE Başkanlığı'nın 1998 tarihli tanınmışlık kaydı öncesinde 1978 yılı ilk tescili karşısında, davalının tanınmış markadan haksız yararlanma gayreti içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, anılan tanınmışlık kararlarının somut kanıtlarla destekli ve açık bir tespit olarak görülemeyeceği,
davalının ileride davacı markasının tanınmışlık kazanacağını bilmesi ve ondan yararlanmak için önceden tavır alması mümkün olmadığı gibi, 1989 yılından 18 yıl sonra dava açılmasının hakkın hukuka uygun kullanılmadığı anlamına geldiği, aksi halde davalının 18 yıllık emek ve yatırımının hiçe sayılmış olacağı, davalının kötüniyetli olduğuna ve davanın süreye tabi olmadığına dair bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, mutlak ve nispi red nedenleri davacı lehine oluşmuş ise de davanın MK'nun 2. maddesine aykırı olarak açıldığı, diğer davalı şirketin 2005 yılında aldığı lisansla davalının markasını kullandığı,
bu lisans öncesinde davalı ...'nin kullandığının faturalar ile anlaşıldığı, davalı şirketin internet ortamında markayı tanıtım ve ilan yolu ile kullandığı, görsel çıktıların delil tespit dosyasında bulunduğu, davadan geriye doğru 5 yıl içinde davalıların ciddi kullanımının sabit olduğu, davalı ...'nin ciddi kullanma amacı olmadan tescil yaptırdığına ve bunun kötüniyeti gösterdiğine ve davanın süreye tabi olmadığına ilişkin iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce ilamda yer alan gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16588, K. 2011/4870, 22 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama