KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1942 E., 2011/14153 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
978 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/09/2009 tarih ve 2007/7-2009/612 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı bankadan yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinden sağlanacak dövizlerle geri ödemek üzere 10.000.000 DM nakdi döviz kredisi kullandığını, ancak kredinin kısmen yurtdışı döviz kaynaklı olarak geri ödenmemesi üzerine müvekkilinin 330.353.400.-TL BSMV, vergi cezası ve faiz ödemek zorunda kaldığını, ana alacak dışında oluşan bu alacağın tahsili için Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1991/439 esasına kayden açılan dava sonunda davanın kısmen kabulü ile 126.42 TL’nın 25.04.1991 tarihinden itibaren % 145.5 faizi ile tahsiline karar verildiğini, davalı yanca ödemenin 11 yıl sonra yapıldığını,
aradan geçen bu uzun süre içinde müvekkilinin faizle karşılanamayan zararları oluştuğunu, hükmedilen tutar zamanında ödense idi müvekkilince hazine bonosunda değerlendirildiği takdirde ödeme tarihi olan Haziran 2002 tarihinde ulaşacağı tutarın 290.000,00 TL olacağını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nın en yüksek kredi faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan kesinleşmiş karara göre faizi ile birlikte ödeme yapıldığını, munzam zarar iddiasının yerinde olmadığını, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında banka tarafından açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/204 esasında kayıtlı ilamında müvekkilinin 413.57 TL fazla ödeme yaptığının belirlendiğini, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ıslah talebinin Yargıtay'ca hüküm bozulduktan sonra yapıldığından kabul edilemeyeceği, davacı bankanın yargılama sürecinde iflas etmiş olması nedeni ile davaya iflas idaresi tarafından devam edildiği, bu durumda karşı davadaki istirdat talebinin takas mahsuba dönüştürüldüğü, asıl davadaki çekişmenin ödemenin yapılması gereken 25.04.1991 tarihi ile yapıldığı 05.06.2002 tarihleri arasında 126,42 TL’nin ulaşacağı ve %145,5 faiz ile karşılanmayan munzam zarar kısmının tespiti olduğu,
karşı davada ise asıl davada ki alacaktan mahsup edilebilecek kısım 413,57 TL’nin 07.07.2003 tarihinden iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihine kadar ki süreye ilişkin %57 faiz oranı ile kayıt kabule esas alınabilecek tutar olduğu, belirlenen süreç içerisinde davalının takas mahsubunda bulunabileceği miktarın 866,31.-TL ye ulaştığı, davacının isteyebileceği munzam zararın her halükarda davada talep edilen 10.000.00.-TL’lik kısmı aştığı, yanlar arasındaki kredi ilişkisi, bu kredinin belirlenen süreden önce kapatılması,
kredinin kapanmasından sonra bankanın vergisel yükümlülükler açısından ihbarı, değerlendirmeler sonucunda kesilen vergi cezaları ve yargılama sürecine ilişkin tüm çekişmeler birlikte değerlendirildiğinde somut olayda her iki tarafın da eşit kusurunun bulunduğu,
BK'nun 43 ve 44.maddeleri esas alınarak munzam zarar tutarından %50 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle asıl davada 5.000,00.-TL munzam zarardan davalı alacağı 866,31.-TL’nin mahsubu ile bakiye 4.133,69.-TL nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin %5 BSMVsi ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davada ise alacak asıl davadaki alacaktan mahsup edildiğinden ayrıca hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı/karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davalı/karşı davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan, davacı vekilinin (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, (126.421.800) TL'nin temerrüt tarihi olan 25/04/1991 tarihinde ödenmeyip 06/06/2002 tarihinde ödenmesine bağlı olarak BK 'nun 105. maddesi uyarınca gerçekleştiği iddia olunan munzam zararın tahsiline ilişkin olup, karşı dava ise; davalı-karşı davacının kredi nedeniyle 22/02/1999 tarihinde fazla ödediği önceki davada belirlenen (Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 1999/204 Esas- 2002/346 Karar) 413.576.057 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte istirdatına ilişkin olup, davalı- karşı davacı bilahare istirdat talebinden vazgeçerek bu miktar alacağının takas- mahsubu talebinde bulunmuştur.
Karşı dava açılması bilahare takas-mahsup talebinde bulunulmasına engel teşkil etmeyeceğinden taraflar arasındaki uyuşmazlığın takas- mahsup talebi esas alınarak çözümlenmesi gerekeceğinden ve davalı- karşı davacının takas-mahsuba konu ettiği alacağı (kararın kesinleşmesi iflas tarihinden sonra olsa dahi) fazla ödeme tarihi olan 22/09/1999 tarihinde doğduğundan takas-mahsup talebi sonradan ileri sürülse bile alacak 22/09/1999 tarihi itibariyle geri istenebilir.
Yani muaccel olduğundan ve İ.İ.K'nun 200/2 maddesinin uygulanması sözkonusu olmadığından aynı maddenin 1 'nci fıkrası uyarınca munzam zararın hesabından davalı-karşı davacının alacağının muaccel olduğu 22/09/1999 tarihinin ve bu tarih itibariyle takas-mahsup edilebilecek olan ( 413.576.057) TL'nin nazarı alınması gerekir.
Davacı taraf davada munzam zararının somut delillerini ispat edemediğinden ve Dairemiz emsal uygulamalarına uygun başkaca kabul edilebilir bir munzam zarar hesap tarzı ileri sürülmediğinden mahkeme bilirkişilerinin uyguladığı hesap biçimi nazara alınmak suretiyle öncelikle munzam zarara konu (126.421.800) TL'nin geç ödenmesine dayalı olarak 22/09/1999 tarihi itibariyle davacının isteyebileceği munzam zararı bilirkişilerin esas aldığı hesap yöntemiyle saptanmak, bu tarih itibariyle davalı-karşı davacının alacağı bundan takas edilmek ve alacağının 06/06/2002 tarihine göre munzam zararı aynı şekilde hesaplanmak,
munzam zararın istenebilir olduğu hallerde zarara uğrayanın müterafik bir kusuru söz konusu edilemeyeceği nazara alınıp ve fakat Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği üzere
( 2002/13305,2003/329) munzam zarar temel yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın meydana gelmesinde ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumdan herkes etkilenmiş olduğundan bu olguya dayalı olarak BK'nun 43 'ncü maddesi uyarınca uygun bir indirim yapılmak (hem 22/09/1999 tarihi itibariyle ve kalırsa hem de 06/06/2002 tarihi itibariyle) suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Öte yandan, takas edilen alacağın hesaplanmasında karşı dava tarihinden iflas tarihine kadar olan dönemde avans faizi oranlarında meydana gelen değişiklikler nazara alınmadan sürenin tamamı için %57 oranının esas alınmasıda kabul şekli bakımından doğru olmamış, hükmün bu nedenlede davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1942, K. 2011/14153, 19 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama