KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2073 E., 2011/12498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2009 tarih ve 2008/155-2009/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.11.2002 ve 07.06.2004 tarihli ADORE + Şekil ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının ise 26.12.2000, 2002 ve 2005 tarihli ALDORA ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin 1990 yılında kurulup özellikle modüler mobilya sektöründe faaliyette bulunduğunu, ADORE ibareli markasını davalı şirketin marka tescillerinden evvel 1999 yılından başlamak üzere kullandığını, tanınmış marka haline getirdiğini, hatta 24.05.2000 tarihinde ADORE SİSTEMA + Şekil ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun kesinleşmesine karşın tescil ücretinin yatırılmaması sebebiyle hükmünü yitirdiğini,
davalının ise müvekkilinin öncelik hakkına sahip olmasına karşın anılan markaları adına tescil ettirdiğini, davalının sonradan tescil ettirdiği markalarının müvekkili şirketin markalarına yanaşma oluşturduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markaları ile davalı markaları arasında iltibas bulunduğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK 8/3, 8/4 maddeleri gereği davalı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, ayrıca davalı şirket adına tescilli 26.12.2000 tarihli markanın kullanılmaması sebebiyle de hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin tescilli markalarını kullandığını, davacının önceye dayalı hak sahibi olmadığını, müvekkilinin kötüniyetli bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının 2000/28494 sayılı markasının 05.02.2002 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 13.05.2008 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 5 yıllık hak düşürücü süre dolduğu, dosya kapsamındaki delillerden davalının işbu markayı kötüniyetli tescil ettirdiği hususunun kanıtlanamadığı, 2000/28494 sayılı markanın tescil edildiği tarihte davacının tescilli bir markası ve ticaret unvanı bulunmadığı, sadece 20/1. sınıf mobilya ürünlerini içeren belli bir şehir ile sınırlı fiili bir kullanımı olduğu,
dolayısıyla tanınmışlık vakasına dayanamayacağı, 26.12.2000 tarihli markanın önceye dayalı hak sahipliği iddiasının reddi gerektiği, davalının 2000/28494 sayılı markayı 20. sınıfta bulunan mobilya ve türevleri için dava tarihinden önceki son 5 yıllık zaman içerisinde ciddi ve temel işlevine uygun olarak kullandığı, dolayısıyla 20. sınıf için markanın hükümsüz kılınamayacağı, davalının ticaret unvanının ALDORA ayırıcı ekini taşıdığı ve davalının bu unvanı 20. sınıfa yönelik ticaretini gerçekleştirdiği işletmesinde ve iş evrakında kullandığı, bu kullanımın ise 35/8. sınıfta yer
alan müşterilerin malları görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetinin sunulmasına tekabül ettiği, dolayısıyla 2000/28494 sayılı markasının 20. sınıf ürünler ile 35/8. sınıf hizmetler bakımından hükümsüz kılınamayacağı, buna karşın 35/1-7 ile 37. sınıf hizmetler bakımından kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiği, davalının 2000 yılındaki markasına benzer şekilde marka tescilleri yapmasının mümkün olduğu, 2002 ve 2005 yıllarına ait markalarındaki mal ve hizmetlerle ilgili davacının iştigalinin olmadığı, dolayısıyla bu mal ve hizmetler yönünden davalı markalarının hükümsüz kalmasının mümkün olmadığı,
20, sınıf ve 35/8. alt sınıf bakımından davalının 2000 yılındaki tesilli markaya dayalı hakkının bulunduğu, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davalının da 2000 yılından itibaren mobilya sektöründe iştigal ettiği, uzun süre bu markalarla üretim ve tanıtım yaptıktan sonra dava açılmasının sessiz kalma yoluyla hak kaybı da oluşturacağı kanaatiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 26.12.2000 gün ve 2000/28494 sayılı markanın 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42. maddeleri uyarınca, 35/8. sınıf hariç 35. sınıf hizmetler ile 37. sınıf hizmetler bakımından kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2073, K. 2011/12498, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama