KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2076 E., 2010/2835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 tarih ve 2003/247-2008/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin %20 pay sahibi bulunduğu davalı şirketin,3096 sayılı yasa ve ilgili mevzuat uyarınca yapılan sözleşmelere istinaden Kayseri’nin tamamı ve Sivas’ın bir kısmını kapsar şekilde elektrik üretim,iletim,dağıtım ve ticaret hizmetlerini sağladığını, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası kapsamında mevcut sözleşmeler dolayısıyla davalıyla yapılan sözleşmelerin yürütülmesinin müvekkilinin görevi olduğunu,
davalı şirketin 24.03.2003 tarihli yapılan genel kurul toplantısında 2002 yılı net karı ile geçmiş yıllar dağıtılmayan net karları dikkate alınarak 2.600.000,00 TL karın pay sahiplerine ödenmesi yönünde karar verildiğini, ancak davalı şirketle mülga Teaş Genel Müdürlüğü arasında imzalanan sözleşmenin 26 ncı maddesi uyarınca gerekli mahsuplaşmanın ( TRT payı vb.) yapılmadığını, davalı şirketin net karının belirlenmediğini, şirket aktifine girmeyen karın temettü olarak dağıtılamayacağını, bu kararın yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek,
anılan kararın iptaline karar verilmesini istemiş, birleşen 2005/457 esas sayılı dosyada aynı iddialarla 28.03.2005 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini ve yine birleşen 2006/220 esas sayılı dosyada 24.04.2006 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işletme hakkı devir sözleşmesi uyarınca aynı zamanda müvekkilinin ortağı bulunan davacının mahsuplaşmaya yanaşmadığını, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, SPK mevzuatınca kar payı dağıtmasının zorunlu olduğunu, asgari oranda kar payı dağıtma kararı alındığını, davacının, genel kurul gündem maddesinde yer alan ayrıntılı bilanço ve işletme ayrıntılı gelir tablosuna asıl davadaki genel kurulda olumlu oy verdiğini, bu gündem maddesinin oybirliği ile kabul edildiğini, daha sonra çelişkili davranarak ve karın ortaya çıkmadığını açıklayarak kar dağıtılması kararına karşı çıktığını,
esasen mahsuplaşma geçekleşince bunun bilançoda gösterileceğini, mevcut verilere göre ayrıntılı bilançonun düzenlendiğini, alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının kar payı dağıtımı kararında TTK ve SPK mevzuatına aykırı bir düzenleme bulunmadığı, TTK.’nun 457 nci maddesi uyarınca safi kazancın yıllık bilançoya göre tespit ve hesap edileceği, kar ve zarar hesaplarının görüşüldüğü, davacının da katıldığı genel kurullarda asıl davada oy birliğiyle, birleşen davalarda ise % 75,23 oyla kabul edildiği, davacının alacaklarının tahsili için ayrı bir dava açabileceği, asıl davada karşı oy kullanıp muhalefetini tutanağa yazdırmasının gerektiği, davacının bu usulü yerine getirmediği,
birleşen davalara konu genel kurullarda alınan kar payı dağıtım kararlarının da yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun bulunduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2076, K. 2010/2835, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama