KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/217 E., 2011/9038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2009 tarih ve 2008/1141-2009/1144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin olduğunu fakat müvekkilinin alacağını alamadığını, davalının borcunu ödememesi üzerine aleyhine icra takibi yapıldığını, icra takibinden sonra davalının borcunu kısmen ödediğini, bakiye 4.060 USD borcun kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin bu miktarda alacaklı olduğunun tespitine, itirazın iptaline, takibin devamına, icra takibine konu asıl alacak miktarının %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki anlaşmaya göre müvekkili tarafından ithal edilen ürünlerin davacı tarafından kapıya teslim şeklinde taşınmasının gerektiğini, davacının son taşıma işinde getirdiği malları kendi hatasından dolayı gümrükte beklettiğini, bu nedenle gümrüğe ödeme yaptığını ileri sürerek müvekkilinden talepte bulunduğunu, taşıyıcının kusurundan kaynaklanan giderlere müvekkili tarafından itiraz edildiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Çin'den ithal edilen 3.040 kg emtiayı Türkiye'ye taşıdığı, ihracatçı firmanın gönderilen emtiayı yanlışlıkla 8.400 kg olarak belirttiği, bu hata düzeltilene kadar emtianın gümrükte bekletildiği, davacının bu bekleme nedeniyle 4.060 USD ödemek zorunda kaldığı, her ne kadar davacı tarafça 12.331,57 USD üzerinden icra takibi yapılmış ise de, taraflar arasındaki ihtilafın 4.060 USD kısma yönelik olduğu,
bu miktarı emtianın gümrükte beklemesi nedeniyle kg karşılığı hesaplanan bir ücret oluştuğu, alacağın likit bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 4.060 USD karşılığı 4.780 TL alacaklı olduğunun tespitine, davalının bu miktar için yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine kara verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, takibe konu alacağın, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin gümrükte beklemesinden kaynaklanmasına ve alacak miktarının tacir olan davalı tarafından hesap edilebilir nitelikte bulunmasına göre, mahkemece davanın kabul edilen kısmı üzerinden icra inkar tazminatına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, davacı tarafça, icra takibinin yabancı para üzerinden yapıldığı, zararın da yabancı para üzerinden doğduğu, bu durumda mahkemece BK'nun 83. maddesi göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken, harca esas değer olarak gösterilen Türk Lirası'na bağlı olarak takibin devamına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de, davacı tarafça davalının 4.060 USD borçlu olduğunun tespitine ve bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş olması ve mahkemece de bu talebin kabul edilmesi, icra inkar tazminatına yönelik talebin ise reddedilmesi karşısında, feri alacak niteliğindeki icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin davalıya vekalet ücreti ödenmesini haklı kılmayacağı gözetilerek, davalıya vekalet ücreti verilmemesi gerekirken, aksine düşünce ile davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/217, K. 2011/9038, 19 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama