KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2392 E., 2010/2828 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sandıklı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2006/470 - 2008/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifçe imzası müvekkiline ait olmayan toplam 31 adet borç senedine dayanılarak icra takibine girişildiğini, bu senetlerden imzası müvekkile ait olduğu anlaşılması halinde ödeme def'inde bulunduklarını ileri sürerek, anılan benetlere dayalı olarak girişilen icra takibinde talep edilen (6.393,42) YTL asıl alacak tutarından borçlu bulunmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş ve % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu senetlerden 6 adedindeki imzanın davacıya ait olmayıp 25 adedindeki imzanın ise davacıya ait bulunduğu, buna göre dava tarihi itibariyle davacının borcunun toplam (31.918) YTL olduğu gerekçesiyle dava konusu 6 adet senet bakımından davanın kabulü ile davacının bu senetler dolayısıyla davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine, dava konusu 25 adet senet bakımından davacının dava tarihi itibariyle davalı kooperatife (31.918) YTL borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, İİK.’nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Dava konusu icra takip talepnamesinde (6.393,42) YTL. asıl alacak, (26.614,50) YTL. işlemiş akdi faiz alacağı istendiğine ve davacı da takibe dayanak yapılan tüm senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek, icra takibini etkisiz bırakmak amacıyla işbu davayı açtığına göre, mahkemece öncelikle davacıya tüm takip tutarı üzerinden yargılama harcının ikmal ettirilmesi gerekirken, bu husus ikmal edilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine HUMK.’nun 74. maddesi uyarınca, hâkim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, müvekkili aleyhine girişilen icra takibi dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. O halde mahkemece davaya bir menfi tespit davası olarak bakılıp davacının takibin kaç Liralık bölümünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve yargılama harç ve giderlerinin de buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca davacı vekili tarafından, müvekkilince sunulan ödeme belgelerinin kooperatifin diğer kayıt ve belgeleriyle karşılaştırılması suretiyle borç miktarının tespiti talep edildiğine göre mahkemece, davalı kooperatif yöneticilerinin sahtecilik suçundan yargılandıkları Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/184 E. sayılı dava dosyasında bulunduğu ileri sürülen davacıya ait diğer ödeme makbuzlarının ve davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerinin de incelenmesi suretiyle davacının borç miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiştir.
3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2392, K. 2010/2828, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama