KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2395 E., 2010/2751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.04.2008 tarih ve 2007/1063 - 2008/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekklinin ortağı olan davalının şerefiye bedelinin geç ödendiğinden bahisle 4.958,00 TL'nın tahsili amacıyla başlattığı takibin kesinleştiğini, davalıya şerefiye bedelinin ödendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalının başlattığı takibe konu edilen anılan meblağ kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davacının takibe konu alacağın 4.247,44 TL kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
1-Dava, kooperatif ile üyesi arasında menfi tesbit istemine ilişkindir.
HUMK’nun 17. maddesi hükmü gereğince tüzel kişi olan kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikametgahı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerekir. MK’nun 51. maddesine göre de tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda ise, davacı kooperatifin merkezi Urla'dır.
O halde, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, doğrudan işin esasına girilerek suretiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2395, K. 2010/2751, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama