KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2449 E., 2010/2807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.09.2007 tarih ve 2002/38 - 2007/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatif tarafından icra takibine konu edilen müşterek müteselsil borç senedindeki imzaların müvekkilerine ait olmadığını, bu konuda ilgililer hakkında ceza yargılmasının devam ettiğini ileri sürerek, borç senedinin iptali ile borcun olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacılar vekiline verilen kesin süreye rağmen davacıların imza incelemesinin yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılardan ... temyiz etmiştir
Dava, müşterek ve müteselsil borç senetlerinin iptali ile menfi tespit istemine ilişkin olup, davacılar vekilince dava konusu senetlerdeki imzaların müvekkillerine ait olmadığı ve bu konuda ilgililer hakkında ceza yargılamasının devam ettiği iddia edilmiştir. Davacıların da ilgililer hakkında müşteki olduğu, ilgililer hakkında ceza mahkemesinde dava konusu senetleri de kapsar şekilde dava açıldığı, hatta ceza dosyasında bir kısım sanıkların mahkum olduğu dosya arasında yer alan Artvin Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.1.2004 gün 2001/71 esas 2004/17 sayılı ilamından anlaşılmaktadır. Ne var ki, anılan ilamın kesinleşip kesinleşmediği de belli değildir.
Somut olayda, mahkemece, yaklaşık beş yıl boyunca anılan ceza yargılamasının sonucu beklenilmiş, daha sonra herhangi bir gerekçe de gösterilmeden beklenilmesinden vazgeçilmiş, bu kez davacılar vekiline müvekkillerinin imza incelemesi için hazır bulundurulmasına ilişkin kesin süre verilmiş, kesin sürenin gerekleri yerine getirilmediğinden bahisle de davanın reddine karar verilmiştir.
Ceza mahkemesi kararının bu davayı doğrudan etkiliyeceği kuşkusuz olup, mahkemece, anılan ceza mahkemesi kararının akıbetinin araştırılarak kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun bulunmayan kesin süreye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2449, K. 2010/2807, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama