KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2844 E., 2010/3022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.03.2007 tarih ve 2006/213 - 2007/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı tarafından aleyhine başlatılan icra takibindeki borcun kefili olduğunu, gönderilen icra emrinde BK'nun 104/son maddesinin ihlal edilerek fahiş faiz talep edildiğini, talep edilen 4.875,09 TL faizin 1.391,25 TL'nı kabul ettiğini, fazla talep edilen 3.483,85 TL'na ise itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce, davalı yararına bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, borç senedindeki asıl borca vade tarihine kadar faiz uygulanması, bundan sonra borcun kapitalize edilmek suretiyle her yıl sonunuda dönem sonu kabul edilerek yapılan hesaplama sonunda davacının itiraz ettiğinden daha fazla borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, davalı tarafın yaptığı yargılama giderleri konusunda her hangi bir karar verilmemiştir. Dosyada mevcut tahsilat makbuzlarından bilirkişi ve posta gideri olarak toplam 175,00 TL'nın davalı vekili tarafından yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu yargılama giderleri hususunda karar verilmemesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca davalı yararına düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2844, K. 2010/3022, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama