KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2896 E., 2010/3182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2007/108 - 2008/558 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, 2005 yılı Temmuz ayına ait aidat borcunun tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazın iptali ile % 40 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2004 yılında müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle aidat borcundan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortaklıktan ayrıldığının ispat edilemediği, bu nedenle aidat borcundan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kooperatif tarafından ortağı olduğu iddiası ile davalı hakkında aidat alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ortaklık payını ilgilendiren böyle bir takip ancak ortaklık payının sahibi, diğer bir anlatımla yalnızca ortak hakkında yürütülebilir. Davalı vekili gerek takibe yapılan itirazında ve gerekse cevap dilekçesinde müvekkilinin kooperatif ortaklığından ayrıldığını, davaya konu daireyi dava dışı ...’e sattığını ve kooperatif tarafından bu kişinin ortak olarak kabul edildiğini savunmuş, mahkemece bu savunma üzerine davalının kooperatif ortaklığından ayrıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davaya konu alacak Temmuz/2005 aidatı olup, gerek bu aidatın belirlendiği 26.06.2005 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde ve gerekse bundan önceki 21.11.2004 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davalıya tahsis edilen daire için davalının adı ortak olarak görünmemekte, bilakis davaya konu bu daire için dava dışı ...’in adı ortak olarak yazılı bulunmakta ve bu kişi ortak sıfatıyla genel kurula katılmış bulunmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar kooperatif kayıtlarında davalının ortaklıktan ayrıldığına ilişkin bir kayıt yok ise de, davalının savunmasında belirttiği ...isimli kişinin davacı tarafından kooperatif ortağı olarak benimsendiği ve 21.06.2003 tarihinden sonra yapılan tüm genel kurullara bu kişinin ortak olarak çağrıldığı gözönüne alındığında davalının ortak olmadığının kabulü ile pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2896, K. 2010/3182, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama