KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2901 E., 2011/13997 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2009 tarih ve 2008/340-2009/981 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, bu amaçla düzenlenen faturaların davalı tarafça ödenmemesi üzerine başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve asıl alacağın % 40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin belirlenen süre içinde teslimatı gerçekleştiremediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu takibin para alacağına dayanması nedeniyle davacının kendi ikametgahında takip yapabileceği, davacının alacaklı olduğu miktarın 4.853,40 TL olduğu, davalı tarafça davacının edimini belirlenen sürede yerine getirmediği iddia edilmişse de bu iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 4.853,40 TL üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına ve asıl alacağın % 40 ı olan 1.934,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma ücretinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı taraf, davacının taşımayı geç yapması nedeniyle zarara uğradığını, bu amaçla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/717 Esas sayılı dosyası ile davacı hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını belirtmiştir.
Davalı savunmasında ve esas numarası belirtilen davada davacının geç taşıma nedeniyle navlun ücretine hak kazanamadığını iddia ettiğine göre, mahkemece öncelikle taraflar arasındaki taşımanın ne tür bir taşıma olduğu, taşımanın deniz yolu ile yapılmış olması halinde görev hususu da göz önüne alınmak suretiyle, davalı tarafından açılan davanın neticesinin beklenip beklenmeyeceği değerlendirildikten sonra istemin karara bağlanması gerekirken, taşımanın tür ve şekli belirlenmeden ve taşımanın geç yapılması olgusunun navlun ücretine etkisi tespit edilmeden yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş,
kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2901, K. 2011/13997, 17 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama