KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2952 E., 2011/14347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2009 tarih ve 2008/529-2009/797 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 22.04.1988 tarihinde davalı bankanın Beşiktaş Şubesi nezdinde 15.000.000 TL tutarında vadeli hesap açtığını daha sonra görevi nedeniyle İstanbul dışına çıktığını ve hesap cüzdanını kaybettiğini, sonradan tekrar bulduğunu ve davalı bankaya başvurduğunda kendisine bu hesabın kapatıldığının bildirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, aynı hukuki nedene dayalı olarak İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan, 10.000 TL’nın davalıdan tahsiline ilişkin dava ile asıl dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu paranın davalı bankanın bilgisayar sistemine geçtiği tarihten önce son işlemini gördüğü kanaatine varıldığı, paranın davalı bankaya yatırıldığı ve banka bünyesinde bulunduğuna dair kayıt ve belge tespit edilemediği ve davacı tarafça bu hususun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka mevduat hesabındaki paranın iadesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 1988 yılında davalı banka bünyesinde vadeli mevduat hesabı açtırdığını, söz konusu hesabı uzun yıllar takip edemediğini bildirerek işbu davayı açmış olup, iddiasını ispat amacıyla dosyaya banka vadeli hesap cüzdanının noter onaylı suretini ibraz etmiştir. Bu durumda davacı tarafça, davalı banka nezdinde hesap açıldığı hususu kanıtlanmış olup, bu aşamada, hesaptaki paranın davacı tarafça çekildiği, başka hesaplara aktarıldığı veya davalı bankanın her hangi bir şekilde ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı hususlarını ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu göz önüne alınmaksızın yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2952, K. 2011/14347, 24 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama