KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/304 E., 2011/7774 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.10.2009 tarih ve 2008/618-2009/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 21.02.2008 tarihinde Avrupa Seyahat Sigorta Poliçesi ile davalı ... şirketince sigortalandığını, 23.04.2008 tarihli yurda dönüş biletini alarak 10.03.2008 tarihinde Almanya'ya giden müvekkilinin 21.04.2008 tarihinde ani kalp rahatsızlığı-kriz geçirmesi nedeni ile acilen hastaneye kaldırıldığını, hastanede ilk müdahalenin yapıldığını ve müvekkilinin tıbbi tedavi gördüğünü, borç para ile hastaneye 2.100 EURO ödeyerek 25.04.2008 tarihinde yurda döndüğünü,
iki ayrı ihtarla ödeme yapılması davalı taraftan istendiği halde müvekkilinin rahatsızlığını bildiği halde gizleyerek tedavi için yurt dışına gittiği iddia edilip ödeme yapılmadığını, yalan söylemekle suçlanan müvekkilinin manen yıkıldığını, üzüntü çektiğini, çevresine karşı küçük düşürüldüğünü ileri sürerek 10.000 TL manevi tazminatın 21.04.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle, tedavi gideri olan 2.100 EURO maddi tazminatın ödeme günü TL karşılığının 21.04.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ani hastalık ve rahatsızlık tıbbi tedavi teminatlı Avrupa Sehayat Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirketçe sigortalandığını, Almanya'ya giden davacının kalbi besleyen sol ana arterindeki yıllardan beri gelişen akut tıkanıklık yüzünden kalbinden rahatsızlandığını, Seyahat Sigortası Genel Şartları hükümleri gereğince poliçenin başlangıç tarihinden önce var olduğu yetkili bir doktor tarafından tespit edilen tıbbi durum veya bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan akut krizin teminat dışı olduğunu, tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının Avrupa Seyahat Sigorta Poliçesi ile davalı ... şirketince sigortalandığı, Almanya'ya giden davacının 21.04.2008 tarihinde akut önyüz göğüs enfaktüsü rahatsızlığı geçirerek hastanede tıbbi tedavi gördüğü, davacının geçirmiş olduğu rahatsızlığın poliçe düzenlenmeden önce bir doktor tarafından tespit edilen tıbbi durum veya bu durumabağlı olarak ortaya çıkan akut kriz niteliğinde olmadığı, 16.06.2008 tarihinde tedavi giderlerinin 7 gün içinde ödenmesi ihtarına rağmen davalının haksız olarak teminat kapsamında kalan 2.055,06 TL'yi ödemediği, bu şekilde temerrüt tarihinin 24.06.2008 olduğu,
manevi tazminatın poliçe genel şartlarında düzenlenmemesi, ayrıca davacının hastalığını gizlemekle direkt suçlanmayarak genel sağlık şartları ileri sürülerek ödemenin yapılmaması gerekçeleriyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 2.055,06 Euro'nun fiili ödeme günündeki TL karşılığının 24.06.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükmün 7. bendindeki "Manevi tazminat talebinin tamamı reddedilmiş olduğundan ...Ü.T. 10/son maddesine göre belirlenen 575,00 TL maktu vekalet ücretinin 'davalıdan alınarak davacıya' verilmesine" şeklindeki kararın maddi hatadan kaynaklanmış olmasına, sonuca bir etkisi olmayan bu yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/304, K. 2011/7774, 27 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama