KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3412 E., 2011/14545 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2009 tarih ve 2009/532-2009/728 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin hissedarı olduğu şirketin hisselerinin devri için dava dışı ... isimli şahısla anlaştığını, ...’in davacıya ait kimlik bilgilerini hile ile ele geçirerek davacıya ait kimlik bilgilerini kullanarak hazırladığı nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle düzenlediği sahte nüfus cüzdanı fotokopisi ile davalı bankadan, müvekkili davacı adına kredi kartı aldığını, kredi kartı için yapılan başvuru ve sözleşmedeki imzaların davacıya ait olmadığını,
çıplak gözle bakıldığında dahi sahte olduğu açıkça anlaşılan davacıya ait sahte ve fotokopi nüfus cüzdanı kullanılarak davalı bankadan alınan kredi kartının başvuruları incelenirken davalı bankanın göstermesi gereken özen, dikkat ve ihtimamı göstermediğini, yeterince araştırma yapmadığını, izlemesi gereken prosedürü izlemeyerek usulsüz işlemlere onay verdiğini, davacı adına ...’e kredi kartı verilmesinde davalı bankanın hukuka aykırı ve haksız işlemlerinden dolayı müvekkilinin İstanbul’da kurduğu şirketini kapatarak işlerini yeniden Ankara’ya taşımak ve küçülmek zorunda kaldığını,
sorunları çözmek için Ankara’dan İstanbul’a gelip gitmek zorunda kaldığını, ceza soruşturmalarını takip, icra takiplerine itiraz ve davalar için avukat tutmak zorunda kaldığını, kredi kartının ödenmemesi üzerine kendisine kredi kartı verilmediğini, bu suretle ticari itibarını kaybettiğini, kişilik değerlerinin saldırıya uğradığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 4077 sayılı kanunun 23. maddesi ve 5464 sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunun 44. maddesi gereğince davaya bakmaya görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, bu sebeple dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep ettiğini belirtmiş, esas yönünden de davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, kullandırılan kredi kartı sözleşmesinin tüketici kredisi olduğu, davanın kredi kartı sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın kart veren kuruluş tarafından açılmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Tüketici Mahkemesinin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dava dosyasının İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı bankanın kusurlu eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut değildir. Davalı bankanın kusuruna dayalı açılmış bu davaya bakmaya mahkemenin görevli olduğu nazara alınarak görev itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3412, K. 2011/14545, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama