KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3523 E., 2010/3702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kalecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2007/89 - 2008/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatif ortaklığından haksız olarak ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline olan bağ bakım gideri, aidat ve demirbaş taksitlerini ödemediği için ortaklıktan çıkarıldığını savunarak, davanı reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının mali yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup mahkemece başkaca hiçbir inceleme yapılmadan davacının mali yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa bu türden bir uyuşmazlıkta mahkemece öncelikle davalı tarafından ihraç kararının dayanağı olarak keşide edilen iki ihtarnamenin, yasada ve anasözleşmede belirtilen şekil şartlarına uygun olup olmadığının incelenmesi gereklidir.
Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde “parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktirmeleri üzerine yönetim kurulunca yapılacak ihtarı takip eden 30 gün içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortakların” ortaklıktan çıkarılacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla parasal yükümlülüklerin 30 gün geciktirilmesinden önce keşide edilen ihtarnameler geçersizdir ve bu ihtarnameye dayanılarak ihraç kararı verilemez.
Davalı kooperatifçe davacının bağ bakım gideri, aidat ve demirbaş taksitlerini ödemediği savunulduğuna göre, mahkemece davalı tarafından keşide edilen 25.04.2007 tarihli ilk ihtarnamede istenen borcun ne borcu olduğu, hangi aylara ilişkin bulunduğu ve ne zaman muaccel olduğu konuları davalıya açıklattırılarak, ilk ihtarnamenin anasözleşmenin anılan maddesinde belirtilen muacceliyet
koşulunun gerçekleşmesinden sonra keşide edilip edilmediğinin denetlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 09.05.2007 tarihli ikinci ihtarnamenin ise davacıya 7201 sayılı Tebligat K.’nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece anılan ihtarnamenin davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediğinin incelenmesi ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemişse bu ihtarnameye dayanılarak ihraç kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmemesi de doğru olmamıştır.
Tüm bu incelemelerden sonra anılan ihtarnamelerin usulü bir eksikliğinin bulunmadığı sonucuna varılırsa bu kez de ihtarnamelerde istenen alacağın miktarının doğru olup olmadığının araştırılması gereklidir.
Bunun için de öncelikle anılan alacağın miktarının hangi genel kurul kararlarıyla belirlendiğinin davalı kooperatifçe tüm genel kurul toplantı tutaklarının sunulması suretiyle ispatlanması, daha sonra bilirkişi aracılığıyla davacının sunacağı ödeme belgeleri ile davalı kooperatif defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle talep edilen borç miktarının doğru olup olmadığının, diğer bir deyişle davacının gerçekten talep edilen kadar borçlu bulunup bulunmadığının denetlenmesi gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalının ihtarnamelerde talep ettiği alacak miktarının doğru olup olmadığının yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3523, K. 2010/3702, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama