KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3524 E., 2010/3732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Demre Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.03.2008 tarih ve 2007/113 - 2008/53 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 08.06.1990 tarihinde ortak olduğunu, ortaklık senedinin bulunduğunu, kendisinin genel kurullara çağrılmadığını, diğer ortaklara sorduğunda önemli bir şeyin olmadığının söylendiğini, daha sonra davalıya dilekçe ile başvurduğunda ortak olmadığının, özlük dosyasının bulunmadığının bildirildiğini, kendisinin ihraç edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalının ortağı olduğunun tespiti ile yönetim kurulunun 29.09.2007 tarihli kararının iptaline talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacının ortaklığa kabul edilmediği gibi hakkında alınmış bir ihraç kararının da bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 08.06.1990 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalıya ortak olarak kabul edildiği, 18.05.1996 tarih ve 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile genel kurullara katılmadığı ve aidatlarını ödemediği gerekçesiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, kararın davacıya tebliğinin yapılmadığı, davalının da tebliğe dair kanıt sunmadığı, davacının halen ortaklığının devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalının ortağı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının, 1989 yılında kurulan davalı kooperatife ortak olduğunu iddia ettiği, 1990 yılına ait ortaklık senedi ile ödeme makbuzu ibraz ettiği, genel kurullara hiçbir şekilde katılmadığı, 18.05.1996 tarih ve 15 sayılı yönetim kurulu kararı ile aidatları ödemediğinden ve genel kurullara katılmadığından dolayı ihracına karar verildiği, bu kararın tebliğ edildiğinin kanıtlanmadığı ve işbu davanın 13.09.2007 tarihinde açıldığı hususları dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının davalının ortağı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1163 sayılı Kanun’a göre, kooperatife ortak olmada "açık kapı ilkesi" geçerlidir. Ortaklığa kabulde belli bir şekil şartı da bulunmamaktadır. Ortaklık ilişkisi, yönetim kurulu kararı ile kurulabileceği gibi eylemli şekilde veya zımnen de tesis edilebilir. Bu ilişki, kooperatif ile ortak arasında bir takım hak ve yükümlülüğü de beraberinde doğurur. Özellikle de kooperatifin amacına ulaşması bakımından ortağın akçalı yükümlülüğünü yerine getirmesi önem arz eder.
Ayrıca, ortaklığın nasıl sona ereceği 1163 sayılı Yasa ve ana sözleşmelerde açıkça belirlenmiştir. Somut olayda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacının ortaklık sıfatını kazandığını ileri sürdüğü 1990 yılından davanın açıldığı tarihe kadar uzun süreden beri davalı kooperatifle bir ilişki kurmadığı, 1996 yılında verilen ihraç kararının tebliğ edilmediğinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve bu aşamada ortaklığın varlığını iddia etmesinin MK.nun 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3524, K. 2010/3732, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama