KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3541 E., 2010/3730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Sincan Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.04.2007 tarih ve 2006/228-2007/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin önceki dönem yönetim kurulu başkanı olduğunu, yapılan inşaatların doğrama işlerini üstlenen kişinin ücreti için senet verildiğini, müvekkilinin senet bedellerini ödediğini, alacaklının senetleri davalıya verdiğini, davalının da bedelsiz kalan senetleri dava dışı damadına ciro yoluyla devir ettiğini, bu kişinin de icra kanalıyla senet bedellerini tahsil ettiğini, müvekkilinin mükerrer ödeme yaptığını, davalının zarara neden olduğunu ileri sürerek, 9.245.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senetlerin mizanda halen ödenmediğine dair kayıt olduğunu, müvekkilinin cirosunun bulunmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyalarında senetlerin borçlusu davacı kooperatif tarafından ödemeler yapıldığı, bu senetlerin davacı tarafından iş yaptığı ...lehine düzenlendiği, bu kişinin de takip alacaklısına ciro ettiği, davalının bir rolünün olmadığı, anılan senetlerin lehdarı tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de bu tutanakta iade alanın imzasının bulunmadığı, kayıtlarda inceleme yapılmasına gerek olmadığı, ciro silsilesine uygun tahsile konulduğu, davalıya iadenin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı kooperatif vekili, bedeli ödenen ve lehtarı tarafından iade edilen senetlerin müvekkilinin eski yönetim kurulu başkanı olan davalı tarafından haksız yere başkasına ciro edildiğini, mükerrer ödeme yapmak zorunda kalındığını iddia ederek ödenen senet bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. İşbu dava, esas itibariyle davacı kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğindedir.
Anılan davanın görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usulü bir eksikliktir. Dolayısıyla, mevcut bu usulü eksiklik, hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Uyuşmazlığa konu olayda dava doğrudan doğruya açılmıştır. O halde mahkemece, HUMK.nun 39-40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek genel kurulda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve şirketin denetçilerinin davayı takibi veya onlardan vekaletname sunulması olanağı tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3541, K. 2010/3730, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama