KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3746 E., 2011/15239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2009 tarih ve 2009/117 - 2009/526 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2007 tarihli 16 O 62/06 sayılı kararının ve yargılama masraflarına ilişkin ek kararın tenfiz koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, söz konusu kararların tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfize konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, davacı tarafça kanuna karşı hile yapıldığını, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; tenfize konu kararın davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve dolayısıyla kesinleşmediği, kaldı ki kararın kamu düzenine açıkça aykırı olduğu, zira Türkiye de bulunan anonim şirket hissedarlarına hisse bedellerini dava yoluyla geri alma hakkı kanunlarca yasaklanmış iken, yurt dışında yaşayan aynı şartlardaki anonim şirket hisse sahiplerinin taleplerini kabulle sonuçlanan yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin kabulü halinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10/3. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı bir durum ortaya çıkacağı,
eşitlik ilkesine aykırılığın ise kamu düzenine de açıkça aykırılık oluşturduğu, yabancı mahkeme kararının Türk Ticaret Kanunu'nun 329 ve 405. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olduğu, kararın tenfizinin kabul edilmesi halinde, mali ve iktisadi yapının bozularak Türk sermaye şirketlerinin varlığının sona erdirilmesi, dolayısıyla Türk ekonomisine büyük zarar verilmesinin söz konusu olacağı, tenfize konu kararda mahkemece gıyap kararı verilerek davacının iddiaları araştırılmadan davanın kabul edildiği, öte yandan davalıya avukatla temsil zorunluluğu getirilerek davalının savunma hakkının kısıtlandığı,
tüm bu yönleri ile tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken,
ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3746, K. 2011/15239, 16 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama