KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3931 E., 2010/8419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.02.2008 gün ve 2007/128-2008/20 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.12.2009 gün ve 2008/8495-2009/12863 sayılı kararı aleyhinde vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılından bu yana bisküvi sektöründe faaliyet gösterdiğini, “FORM ETİ”, “FORM” ve “ETİ FORM” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının ise müvekkilinin 1991 yılından bu yana aralıksız kullandığı ve tanınmış hale getirdiği “FORM” ibareli markalarıyla iltibas yaratacak şekilde “PINAR FORM”, “MEYFORM”, “FORM FİT”, “FORM” ve “BİYOFORM” markalarını adına tescil ettirip “VİTA FORM” ibareli markanın da adına tescili için başvuruda bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı marka tescil başvurusunun haksız rekabet yarattığının tespit ve önlenmesine,
hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.03.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile bu kez, davalı adına tescilli markaların 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca, tescilli bulundukları emtialarda kullanılmadıklarını ileri sürerek anılan markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, üretilen emtiaların farklı olması nedeniyle davada hukuki yararın bulunmadığını, davanın tamamen ıslahı halinde dahi ilk davanın devamı niteliğinde olduğunu, ilk davanın 5 yıllık hak düşürücü süresi içinde açılmadığından dava şartının oluşmadığını ve ıslahın mümkün olmadığını, davacının haksız rekabet hükümlerine de dayanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının hükümsüzlük talebini başlangıçta öncelik hakkı, tanınmışlık ve iltibas nedenlerine dayandırmışsa da davalının hükümsüzlük davalarının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği savunmasından sonra davasını ıslah ederek, kullanmama hukuki sebebine dayandığı,
hak düşürücü sürenin kullanmama olgusuna bağlı hükümsüzlük davasında ileri sürülemeyeceği, zira bu yolda dava açılabilmesi için 5 yıllık sürenin beklenmesi gerektiği, olumsuz nitelik taşıyan bir iddianın kanıtlanması güç olduğundan kullanma olgusunun ispat yükümlülüğünün davalı tarafa düştüğü, davalı tarafından bu konuda verilen kesin süreye rağmen bir kanıt sunulmadığı gibi kullanmamanın haklı bir mazerete dayandığına dair bir savunmada da bulunulmadığı,
ancak davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu “VİTA-FORM” markası için başvuru süresi henüz sonuçlanmayıp yayın, itiraz ve itirazın reddi halinde TPE YİDK kararına itiraz yolları bulunduğundan haksız rekabetten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirket adına tescilli bulunan dava konusu markaların 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42. maddeleri uyarınca iptal edilmelerine ve sicilden terkinlerine, davalının “VİTA FORM” ibareli marka tescil başvurusunun haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesi isteminin reddine, davanın niteliği gereği hükmün ilanına ilişkin istemlerin de reddine yönelik tesis ettiği karar,
tarafların temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3931, K. 2010/8419, 15 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama