KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3977 E., 2011/15050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2009 tarih ve 2008/586-2009/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davadışı Mutiler İnş. Paz. A.Ş.'de ortak ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulu başkanı, üyesi ve denetçi olan davalıların yetkilerini kötüye kullandıklarını, şirket alacaklarının müdür olan ... tarafından davalı ...'ye haksız ve sebepsiz yere temlik edildiğini, yönetim kurulu üyesi olan ... ile denetçi ...'nin kendi aralarında başka bir şirket kurduklarını, temliklerle aldıkları paraları bu şirkette kullandıklarını, dolayısıyla müvekkilinin kar payı alamadığını ve zarara uğradığını, şirketin de zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilikin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin temlik tarihlerinden itibaren faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının kendi adına alacak talebinde bulunamayacağını, ayrıca davacının şirket ile akdettiği, 29.12.0005 tarihli sözleşme ile ortaklık sıfatını kaybettiğini, ortaklık sıfatı taşımayan davacının dava hakkı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davacının Mutiler İnş. Malz. Tic.
A.Ş. ortağı iken 29.12.2005 tarihinde şirket genel müdürü ile imzalanan sözleşmenin 1. maddesi ile Mutiler A.Ş.'deki hisselerini Mutiler A.Ş.'nin yapmış olduğu Bursa Esenevler Sağlık Ocağı inşaatının kesin kabulünün yapılmasından sonra ... tarafından Yapı ve Kredi Bankası Setbaşı Şubesi adına Mutiler A.Ş.'nin kullandığı teminat maktuplarına karşılık olarak verilen ipoteğin kaldırılmış olması şartıyla ...'ye veya bildireceği birisine bedelsiz olarak devretmeyi kabul ettiği, 24.10.2007 tarihi itibariyle sözleşme koşulunun yerine geldiği,
ipoteğin kaldırıldığı ve Mutiler A.Ş.'deki davacı hissesinin ...'ye geçtiği, davacının şirket paydaşlığının sona erdiği, dava tarihinde paydaş olmayan davacının dava açma sıfatının kalmadığı, sözleşmenin 3. maddesine göre belirtilen süre içinde ipoteğin kaldırılmamasının sözleşmeyi hükümsüz kılmayıp ipoteğin kaldırılması için gereken nakit tutarın ... tarafından davacıya ödenmesi yükümlülüğünü getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davadışı anonim şirket yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi ve denetçisinin, şirketteki yetkilerini kötüye kullanarak davacıyı zarara uğrattıkları idiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ... ile davacı arasında yapılan 29.12.2005 tarihli sözleşme gereği davacının şirkette ortaklık sıfatının kalmadığı dolayısıyla aktif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, şirket anasözleşmesinin 7. maddesinde, "Hisse senetlerinin devri Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılır. Ancak bedeli tamamen ödenmemiş hisse senetlerinin devri yönetim kurulu kararı ile tekemmül eder.
Devrin şirkete karşı bir hüküm ifade edebilmesi için devir keyfiyetinin pay defterine kaydedilmesi ve yönetim kurulu kararının ilmühabere şerh verilmesi iktiza eder" hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm gereği davacının hissesinin devir şartlarının gerçekleşmediği ve ortaklık sıfatı devam ettiğine göre, aktif dava ehliyeti bulunduğu için davanın bu nedenle reddi doğru değildir. Ancak dava, TTK.
309. maddesine göre açılan bir sorumluluk davası niteliğinde olup davacı, davalıların eylemleri nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiştir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre bu zarar, dolayısıyla zarar olduğundan zararın davalılardan tazmini ile davadışı şirkete verilmesi talep edilebileceğine, davacının ise tazminatın kendisine verilmesini talep ettiğine göre, bu gerekçe ile davanın reddi gerekirken, aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HUMK.'un 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3977, K. 2011/15050, 14 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama