KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3982 E., 2012/3271 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.10.2009 tarih ve 2005/372 - 2009/683 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.Doğan ... ile davalı vekili Av.Esra ...ı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 12.04.2001 tarihli özel sigorta acenteliği sözleşmesi imzalandığını, sonradan unvanını değiştirdiğini, bir takım yönetsel sorunlar yaşadığını, müvekkilinin hiçbir borcu yokken ve en çok kaynak sağlayan acenteyken 03.05.2005 tarihli fesihnameyle sözleşmeyi feshettiğini, gerekçe olarak müvekkili şirketin adres ve telefonlarını başka bir şirketin kullandığının ve bu şirketin aynı adres ve telefonları kullanarak başka şirketlerin acenteliğini yaptığının gösterildiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu, herhangi bir yasaklamanın bulunmadığını,
aynı adreste başka bir şirketin varlığını uzun süreden beri davacının bildiğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, Mart 2005 dönemine ait 40.041.50 YTL’nin, Nisan ayı ile Mayıs Ayı ilk dört günlük döneme ait 43.300.00 YTL komisyon alacağının tahsiline, tahsilatları devam edecek olan uzun süreli hayat ve diğer sigorta poliçeleriyle ilgili alacakların tespitine, her tahsilatı takiben 24 saat içinde bu nedenle doğacak komisyon ücret alacaklarının ödenmesine ve şimdilik 300.000.00 YTL portföy tazminatının tahsiline,
3.000.000.000 TL tutarındaki teminat mektubunun iptali ile müvekkiline iadesine ve tüm alacaklara 18.05.2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, acenteliğin yapılan şikayetler ve tespitler sonucu feshedildiğini, başka sigorta şirketleri için sigorta teklifi verdiğini, bu şirketlerin poliçesini sattığını, acenteliğini yaptığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının halefi olan sigorta şirketiyle davacının 12.04.2001 tarihli özel acentelik sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmede davacıyı temsilen ...’un imzasının bulunduğu, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu bu kişinin 12.02.2004 tarihinde ortaklıktan ve yönetimde ayrıldığı, yerine...’un seçildiği, dava dışı Doruk Sigorta’nın yetkili temsilcisinin de ...olduğu, ticaret sicil kayıtlarında ayrı adreslerde faaliyet gösterdiklerinin anlaşıldığı,
ancak Doruk Sigorta’nın düzenlediği poliçe ve makbuzlarda kaşesi üzerindeki adresin davacı adresi olarak gösterildiği, davacı şirketin sonraki temsilcisinin muhtemelen ...’un kardeşi olduğu, davacı şirketin de Doruk sigorta ile aynı adresi paylaştıklarını kabul ettiği, her iki şirketin temsilcilerinin aynı soyadı taşımaları ve sicilde daha sonra kurulan Doruk Sigorta için farklı adres göstermeleri, davalı şirketin müşterileri için davacı şirketin farklı şirket kaşesi ile sigorta poliçesi düzenlediğinin açık kanıtı olduğu, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğu,
davalının bu yönde açık muvafakatinin bulunmasının gerektiği, bunun davacı tarafından ispatının zorunlu olduğu, muvafakatin olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, zira kazanç kaybına uğrayacağının kesin olduğu, aksi halde dava dışı Doruk Sigorta ile davacının aynı adreste olmasının gerektiği, başka adres tescil ettirilip, fiilen davacı adresinde faaliyet gösterilmesinin faaliyetin gizli yapıldığının kanıtı olduğu, feshin haklı bulunduğu, bu nedenle portföy tazminatının talep edilemeyeceği, komisyon alacağının davacının hizmeti karşılığı olduğu, sözleşmenin haklı veya haksız feshiyle ilgisinin bulunmadığı,
ikinci ve üçüncü bilirkişi raporuna uygun olarak komisyon alacağının tahsiline karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.041.50 TL’nin 18.05.2005 tarihinden, 39.923.70 TL’nin dava tarihinden, 3.300.00 TL’nin ıslah tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, raporlar arasında varlığı ileri sürülen çelişkinin hukuki değerlendirme noktasında olmasına, özel ve teknik bilgiye yönelik bulunmamasına, hukuki nitelemenin de mahkemeye ait olmasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yaşam sigortası acentelik sözleşmesinden kaynaklanmasına, davacının ticari işlerde geçerli avans faizi oranı yerine reeskont faizi oranı üzerinden temerrüt faizi talebinde bulunmasına,
avans faizi oranı üzerinden temerrüt faizi talep etme hakkından feragat edilmiş sayılacağından bu oran üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi istemli sonradan verilen dilekçenin sonuca etkili olmamasına, davacı şirketin adresini ve telefonunu kullanarak başka sigorta şirketinin poliçesini düzenleyen Doruk Acentelik firmasının, davacıdan önceki bir tarihte ticaret siciline kaydedilmiş bulunmasına, her ne kadar mahkemece bu acentenin kuruluşunun davacı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihten sonra olduğu kabul edilmiş ise de bu yanlışlığın sonuca etkili olmamasına,
anılan acentelik firmasının, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanıyken 12.02.2004 tarihinde ortaklığını devir eden ...’a ait bulunmasına, bu kişi ile davacının hali hazır yönetim kurulu başkanın kardeş olmalarına, Doruk Acentelik firmasının ayrı adreste olmasına rağmen davacı şirketin adresi ve telefonlarını kullandığının sabit bulunmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3982, K. 2012/3271, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama