KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/412 E., 2010/997 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/11/2007 tarih ve 2007/279-2007/684 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, bu ve birleşen davalarda davalı bankanın Tuzla Şubesi nezdinde bulunan hesabındaki parasından (1.326,58) YTL'nın bilgisi dışında Akbanka A.Ş. İzmit/Kentsa Şubesi'nde Ural Gül hesabına EFT yoluyla havale yapıldığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacıya 3 aşamalı şahsa münhasır şifre verildiğini, dava konusu olayın bu şifrelerin davacıdan ele geçirilip kullanılması yoluyla gerçekleştiğini, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ural Gül, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının banka hesabındaki parasının internet bankacılığı yoluyla kötü niyetli 3. kişiler tarafından ele geçirilmesi suretiyle çekildiği, sanal klavye uygulamasının dahi bunun bilgisayar korsanlığını engellemeye teknik olarak yetmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava konusu paranın hesabına havale edildiği Ural Gül hakkında da ayrı bir dava açılmış olup, mahkemece asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen Tuzla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/441 E.– 376 K. sayılı işbu davası hakkında hiçbir hüküm kurulmamıştır. Oysa HUMK.’nun 388. maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, birleşen dava hakkında HUMK.’nun 388. maddesine uygun bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/412, K. 2010/997, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama