KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4225 E., 2010/4745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2009 tarih ve 2008/635-2009/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ortağı olan murisleri ...' in 15.05.2007 tarihinde öldüğünü, mirasçı bulunan müvekkiline şirket işleri ile ilgili hiçbir bilginin verilmediğini, şirket araç ve telefonlarına el konulduğunu ileri sürerek, TTK.'nun 538.maddesi uyarınca davalı şirketin ortaklar kurulunun dava dilekçesinde belirtilen gündem ile toplantıya çağrılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi' nce davalı ...'a ortağı bulunduğu şirketlerdeki haklarını korumak ve davacıyı temsil etmek için ...' in temsil kayyımı olarak atandığı, kayyımın görevine giren konularda davacı adına ancak yasal şartları yerine getirerek davayı kayyımın açabileceği, somut uyuşmazlıkta ise dava ve karar tarihinde reşit olmayan davacı ... adına davanın annesi Mesture tarafından velayeten açıldığı, dolayısıyla davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.’nun 538. maddesine dayalı olarak davalı limited şirket ortaklar kurulunun mahkemece olağanüstü toplantıya çağrılması istemine ilişkin olup, dava tarihinde reşit olmadığı anlaşılan şirket ortağı küçük ...’a velayeten, annesi Mesture’nin verdiği vekaletname ile açılmıştır.
Her ne kadar şirket işleri için küçük ...’a temsil kayyımı atanmış olması nedeniyle annenin işbu davayı açması veya takip etmesi düşünülemez ise de, mahkemece, küçüğün menfaatleri de gözetilerek temsil kayyımına, açılan işbu davaya mahkemeden izin almak suretiyle icazet vermesi için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu imkan tanınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, küçük ...’ın temyiz tarihi itibariyle reşit olduğu, dolayısıyla hem velayet ilişkisinin hem de temsil kayyımının görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Veli, çocuk reşit olmadan önce ona bir vekil tayin etmiş ve dava bu vekil tarafından takip edilmekte iken çocuk reşit olmuşsa bununla vekalet sona ermez. Bu halde reşit olan çocuk vekilini azletmedikçe vekil davayı takip etmeye devam eder (Prof.
Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 1. Cilt, 2001, s:1070). Somut uyuşmazlıkta da anne tarafından tayin edilen davacı vekilinin reşit olan ... tarafından vekaletten azledilmediği hususu nazara alınarak, mahkemece davada aktif husumet ehliyeti yönünden bir sorunun bulunmadığının kabul edilmesi ve uyuşmazlığın esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4225, K. 2010/4745, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama