KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4251 E., 2010/10366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2009 tarih ve 2007/308-2009/633 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekillerinden ... ve...' nin oğlu diğer müvekkilinin davalıya ait trende yolculuk yaptığı sırada meydana gelen kaza sonucu iki bacağının kopacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, % 100'e yakın çalışma gücünü kaybettiğini, çocuk yaşta sakat kaldığını, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, davacı ... için 34.909,31 YTL sürekli iş göremezlik tazminatı, 996,06 YTL geçici iş göremezlik tazminatı, 123,10 YTL tedavi masrafı, 19.072,56 YTL bakıcı masrafı ve 50.00 YTL taksi ücreti olmak üzere toplam 55.151,07 YTL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi, diğer müvekkilleri için ayrı ayrı 7.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı zarar görenin tam kusurlu olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan faydalanamayacağını, maddi ve manevi tazminat istemlerinin fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, bir kez daha davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak davalının yine % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, somut olayda davacının kazanın meydana gelmesinde kendi can emniyetini koruma ve kollamada dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının yoğunluğu ile Dairemizin’in benzer olaylardaki yaklaşımı dikkate alındığında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya yüklenen kusur oranın yüksek olduğuna açıkça vurgu yapılmış ve mahkemece bozma ilamına da uyulmuş olmakla davalı yönünden artık usulü kazanılmış hak doğmuştur.
Bu durum karşısında, mahkemece, davalının kusur oranının % 25' in altında olduğu ilke olarak kabul edilmek suretiyle davalı vekilinin rapora yönelik itirazı da dikkate alınıp, kusur oranı bakımından bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Öte yandan, yardımcı kişinin bir tam günün 1/3 üne isabet eden çalışmasıyla zarar görenin ihtiyaçlarını karşılayabileceği, dolayısıyla yardımcı kişi tazminatının hesabında bir tam günün anılan oranına isabet eden mesaisinin karşılığı ücretin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğine uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında işaret edilmesine rağmen mahkemece, bu kalem tazminatı yazılı biçimde belirtilen bu ilkeden farklı şekilde hesaplayan bilirkişi raporunun benimsenip hükme esas alınması da doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4251, K. 2010/10366, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama