KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4386 E., 2010/6598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.12.2009 tarih ve 2009/1903 - 2009/1903 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak borçlu - muteriz vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2010 gününde taraflar ve avukatları tebliğe rağmen duruşmaya gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen Alacaklı vekili, karşı tarafın keşidecisi olduğu HSBC Bank Avcılar Şubesine ait üç adet çekin karşılığının bulunmadığını, borçluarın işyerlerini kapattıkları ve malları kaçırdıkları şönünde haber aldıklarını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, borçlunun yokluğunda ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekili, çek fotokopilerinin icra dosyasında bulunmadığını, ödeme emrinin tebliği üzerine icra dosyası incelendiğinde ihtiyati haczin gerçekleştiğini öğrendiklerini çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bir kısmının da başkalarınca ödendiğini, zira talebinin daha az bedel üzerinden başlatıldığını, müvekkilinin yerleşim yerinin Avcılar, iş adresinin Büyükçekmece muhatap bankanın bulunduğu yerin İstanbul sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, kararın yetki ile esas bakımından kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Alacaklı vekili, İİK'nun 89.maddesine dayalı haciz ihbarname talebinde bulundukları 15.09.2009 tarihinden sonra borçlu vekilinden icra dosyasına 18.09.2009 günü vekalet ibraz etmesinden sonra işbu itiraz davasını 12.10.2009 günü açarak süreyi geçirdiğini, karşılıksız çeke dayalı borcun götürülecek borç niteliğine dönüşmesi nedeniyle, HUMK'nun 10 ncu ve BK'nun 73 ncü maddesi uyarınca alacaklının ikametgahı mahkemesinden ihtiyati haciz kararı istediklerini, imzaya ve borca itirazın haksız olduğunu savunarak itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, karşılığı bulunmayan çeklere dayalı alacağın götürülecek borç olması nedeniyle BK'nun 73/1 nci maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yerinde ihtiyati haczin istenebileceği, itirazın bu nedenle yerinde olmadığı, diğer itiraz nedenlerinin İİK'nun 265 nci maddesinde öngörülen yasal itiraz nedenlerinden olmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, borçlu – muteriz vekili temiyz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, borçlu muteriz vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, çeke dayalı alacak nedeniyle verilen ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.
İhtiyati haciz kararı, davacının dayandığı ancak dosyada bulunmayan çeklerin keşidecisi olduğu ileri sürülen borçlu aleyhine verilmiştir.
Çeke dayalı alacak, karşılıksız kalsa da aranacak borçlardan olup, kural olarak, İİK.nun 258 nci maddesinde belirtilen 50 nci maddenin yollamasıyla, HUMK'nun 9 ncu maddesi uyarınca, keşideci borçlunun ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinden ihtiyati haciz istenmesi mümkün ve geçerlidir.Bundan başka,yerleşik Yargıtay uygulamasına göre gerek keşide yeri, gerekse muhatap bankanın bulunduğu yer mahkemesi de yetkili mahkemelerden biridir. Nitekim, keşide yeride kambiyo hukuku ilişkisinin kurulduğu muhatap bankanın bulunduğu yer ise ödeme yeridir. Çek hamili alacaklının bu yönde seçimlik hakkı bulunmaktadır.
Bu durumda, çekler incelenip, yetki yönünden yapılan itirazın bu ilke çerçevesinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Dairemiz'in önceki uygulamasına göre yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4386, K. 2010/6598, 8 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama