KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4525 E., 2010/4492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2008 tarih ve 2007/288 - 2008/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından haksız olarak çıkarıldığını, borçlarını ödemeyen diğer ortaklar da bulunduğu halde sadece müvekkilinin ihraç edilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yönetim kurulunun akçeli yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiasıyla aldığı ihraç kararının iptali için genel kurula yapılan itirazın da reddedilerek ihraç kararını onaylanmasının doğru olmadığını ileri sürerek, genel kurulun ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif merkezinin Menemen İlçesi'nde bulunduğunu ileri sürerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ortağın borçlarını ödememesi nedeniyle ihracına ilişkin kararın usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif vekili, süresi içinde yetki itirazında bulunmuş, ancak bu itiraz hakkında mahkemece araştırma yapılmadan ve olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur.
HUMK'nun 196.maddesine göre, davada öncelikle ve esasa girilmeden ilk itirazların incelenerek sonuçlandırılması gerekmektedir. Kaldı ki, HUMK’nun 17. maddesi uyarınca, kooperatif ile ortağı arasındaki uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olup, bu bir kesin yetki düzenlemesidir.
O halde, mahkemece, davanın kesin yetki kuralına tabi bulunduğu da gözetilerek öncelikle yetki hususunun çözümlenmesi gerekirken, bu konuda gerekli araştırma yapılamadan ve davalı talebi konusunda olumlu yada olumsuz bir karar verilmeksizin doğrudan davanın esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Kabul şekline göre de, akçeli yükümlüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ihraca karar verilebilmesi için ihtarlarda gösterilen borç miktarının gerçek borç miktarı ile aşırı bir uygunsuzluk içermemesi gerekir. Aksi halde, ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddesi hükümlerine uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olmaz.
Somut olayda davacı, kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün kira gelirinin kooperatifçe tahsil edildiğini ve bu miktarın aidat borçlarından mahsubunun gerektiğini ileri sürdüğüne göre mahkemece, davacıya ihtarnameyle bildirilen borç miktarının gerçek borç miktarı ile aşırı bir uyumsuzluk gösterip göstermediğinin ve dolayısıyla geçerli bir temerrüt olgusunun oluşup oluşmadığının tesbiti için kooperatif kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden de eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4525, K. 2010/4492, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama