KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4611 E., 2012/4520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
900 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2010 tarih ve 2003/834-2010/24 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı şirket vekili ile davalı ... Sırakaya tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/03/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı karşı davacı Piramit Menkul Kıymetler A.Ş vekili Av... ile davalı asıl ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri birikimlerini davalı şirket aracılığıyla değerlendirdiğini, ancak davalı aracı kurumun müvekkilinin hesabıyla ilgili alım satım işlemlerini yetkili kılmadığı davalı ... delaletiyle yürüttüğünü, talimatı olmadığı halde hesabından çeşitli tarihlerde para çekildiğini, virman yapıldığını, müvekkilinin bu nedenlerle maddi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000.000.000 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zararı somut bir şekilde açıklaması gerektiğini, davacının müvekkili nezdinde hesap açtırdığı tarih olan 10.12.1998 tarihinden dava tarihine kadar yaklaşık 5 yıllık bir süre geçmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme iddiasına ilişkin olarak her türlü dava ve talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacının tüm işlemlere ilişkin talimatları bizzat kendisi veya yetki belgesi ile yetkilendirdiği ...’nın verdiğini, kendisine düzenli olarak hesap ekstrelerinin de gönderildiğini, 20.02.2003 tarihinde davacının hesabını kapattığını,
davacının hesabından yapılan işlemlerde hiçbir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, açılan karşı davada ise müvekkiline karşı açılan bu davadan dolayı müvekkilinin uğrayabileceği maddi zararlar ile müvekkiline haksız olarak yöneltilen suçlamalar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı manevi zarar nedeniyle 5.000.000.000 TL maddi, 5.000.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 10.000.000.000 TL’nin faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... , davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 27.07.2000 tarihinde davalı aracı kuruma verdiği talimat ile ...’nın tüm yetkilerini kaldırdığı, davacının eli ürünü olmadığı belirlenen belgeler vasıtasıyla diğer davalı hesabına yapılmış virmanlardan bu davalının ve azil tarihinden sonra azli dikkate almayarak diğer davalıya virman yapması nedeniyle kusurlu olan davalı şirketin sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 15.512,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ile kanıtlanamayan karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı şirket vekilleri ile davalı ... temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 31.07.2000 tarihli talimatlara dayalı olarak davalı ... ’nın hesabına gönderilen miktarların anılan tarihli talimatlardaki imzaların davacıya ait olmadığının tespiti nedeniyle bu talimatların davacıyı bağlamasının mümkün bulunmadığı,
davalı ...’ün geçerli olmayan talimatlara dayalı olarak hesabına yapılan gönderimler nedeniyle davacıya karşı sorumlu olup, bu sorumluluğu ortadan kaldıracak sebeplerin de yargılama sırasında ispatlanmamış olması karşısında davalı ...’ün sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmakla davalı ... ile davacı vekilinin asıl davada verilen karara,
davalı şirket vekilinin ise karşı davasının reddine ilişkin karara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalı şirket ile davacı arasında saklatım sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ilişkiden doğan işbu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle davalı şirket tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmaması nedeniyle davalı şirket vekilinin asıl davaya yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının talimatı dışında yapılan işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davacının eli ürünü olmadığı tespit edilen imzaları içeren 31.07.2000 tarihli talimatlara dayalı olarak yapılan işlemlerden dolayı davacının uğradığı zarardan azil tarihinden sonra azli dikkate almayarak diğer davalıya virman yapması nedeniyle kusurlu görülen davalı şirketin de sorumluluğuna karar verilmiş ise de davalı şirketin hüküm altına alınan miktara dayanak teşkil eden talimatlardaki davacıya atfen atılmış bulunan imzaların davacıya ait olmadığının uzmanlarca yapılan imza incelemeleri sonucu anlaşıldığı,
sahte imzaya dayalı olarak gönderilen miktarların davalı şirket hesabına değil, diğer davalı hesabına geçtiği, diğer davalının davalı şirketin çalışanı olmayıp, davacının eski vekili olduğu, davalı şirketin hükme esas alınan işlemlerden sonra gönderdiği hesap ekstreleri arasında davacıya tebliğ edilenlerin bulunduğu, bu durumda davacının hesap bilgilerinden haberdar olmasına rağmen davalı şirkete bu konuda bir itirazda bulunmadığı,
davacının daha sonraki tarihlerde anılan hesaplardan işlemler yaptığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının uğradığı zarardan dolayı davalı şirketin davacıya karşı sorumlu tutulmasını gerektirir yasa, sözleşme ve aralarındaki hukuki ilişkinin devamı sırasındaki uygulamalara, doğruluk ve iyiniyet kurallarına aykırı bir eyleminin,
sebepsiz bir zenginleşmesinin ve kusurlu davranışının bulunmadığının anlaşılması karşısında davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı şirketin azli dikkate almayarak işlem yaptığı yönündeki somut olayın oluş şekline uygun bulunmayan gerekçeye dayalı olarak davalı şirketi sorumlu tutması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4611, K. 2012/4520, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama