KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4806 E., 2011/16869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gölcük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/09/2009 tarih ve 2008/423-2009/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı banka nezdindeki esnek hesabına ait 172,97 TL borcunu, 250 TL olarak yatırmasına, hesabının kapatılmasına ve ödemeye ilişkin faks çekmesine rağmen, sözkonusu hesaptan kaynaklanan nedenlerle hakkında "yakın izleme" işlemi yapıldığını, defalarca davalı banka şubesine gitmesine rağmen işlemin uzun süre kaldırılmadığını, bu nedenle maaşını aldığı banka kartını 4 aydır aktif olarak kullanamadığını ileri sürerek, yaptığı telefon görüşmeleri nedeniyle 100 TL maddi, haksız uygulamanın halen devam etmesi ve askeri personel olması nedeniyle karşı karşıya bırakıldığı hassas durum nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankacılık uygulamasında borçlu hesaplarının kat edilmesi ile durumun Merkez Bankasına bildirilmesinin zorunlu olduğunu, bildirimin bankakartı ile para çekmeye engel olmadığını, kusurun maaş alınan bankaya ait olduğunu, manevi tazminatın unsurlarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, maddi zarara ilişkin somut delil bildirilmediği, manevi zarara ilişkin de davacı iddiası dışına kanıt bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1-Dava, yakın izleme bildiriminin zamanında geri alınmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, banka tarafından keşide edilen 11.06.2008 tarihli ihtarnamenin 17.06.2008 tarihinde kendisine tebliği üzerine aynı tarihte borcunu yatırmasına rağmen, yakın izlemenin haksız olarak kaldırılmadığını iddia etmiştir. Maaş hesabının bulunduğu banka şubesinden gönderilen cevaptan, işlemin 17.10.2008'de sonlandırıldığı sabittir.
Her ne kadar davacının 172 TL borcunu hesap özeti tebliğine rağmen ödememesi nedeniyle yakın izlemeye alınmasında bir usulsüzlük yok ise de, davacının parayı yatırması sonrasında bu bildiriminin geri alınmamasından dolayı zarara uğradığının kabulü gerekir. Davacı, maddi tazminat talebinin delili olarak bir kısım belgeler ibraz etmiş bulunmaktadır.
Mahkemece hangi nedenle bu belgelere itibar edilmediğinin gerekçesi gösterilmeden, ispat edilmediğinden bahisle bu husustaki istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki, davacının bir kısım telefon görüşmeleri yaptığı dosya içeriği ile sabit olduğuna ve bu nedene dayalı olarak zarar uğradığı da hayatın olağan akışına uygun bulunduğuna göre, mahkemece BK m. 42 uyarınca maddi zarara hükmedilmesinin gerektiği hususunun gözden kaçırılması doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4806, K. 2011/16869, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama